Seçenekleri Azaltarak Zengin (ve Akıllı) Olmak

İnsanın kendini tanıması önemli ve kendimle ilgili bildiğim şeylerden birisi de karar vermeyi çok ciddiye aldığımdır. Bunun için de mümkün olduğunca az karar veriyorum.

Pastaneye gitsem mesela, canımın çektiği onlarca tatlı ve tuzlu arasından hangisini yiyeceğime karar vermem dakikalarımı alır. Sonunda aldığım şeyden de bir türlü emin olamam.

Oysa önüme iki tatlı koysalardı hemen ne yiyeceğimi bilir ve seçimimden asla pişmanlık duymazdım.

Ben karar vermeyi sevmeyen insanlardanım. Bunun için de günlük hayatımı mümkün olduğunca az seçim yapacağım şekilde düzenledim.

Nasıl mı?

Giyisilerle başlayalım. Giyisilerim siyah, beyaz veya gri renkte. 2 adet kot pantalonum var. Bunları 5 tişört, 2 bluz, 2 ceketimle tamamlayabiliyorum. Sadece 4 çift ayakkabım var: 1 çift deri yarım bot, 1 çift spor ayakkabı, 1 çift deri terlik, 1 çift deniz terliği. Bunun yanında 1 adet yağmurluk ve 1 kalınca ceketim var. Sahip olduğum giyisi, ayakkabı, çantaları toplasam 30 parça ya eder ya etmez. Sabah uyandığımda ne giyeceğimi düşünmem asla gerekmiyor.

Yeme-içme alışkanlıklarımız ise şöyle: Vegan beslendiğimiz için et, balık, yumurta, süt ürünleri eve girmiyor. Ayrıca şeker ve şeker içeren gıda almıyoruz(kakaodan elde edilen bir toz kullanıyoruz yerine). Salça ve makarna dışında işlenmiş gıda da asla almıyoruz. Aldıklarımız şunlarla sınırlı: taze meyve-sebze, soya sütü, bakliyat, ekmeklik un, baharatlar, sıvı bitkisel yağlar. Markete girdiğimizde çoğu zaman meyve-sebze reyonuna girip çıkıyoruz ve alışveriş bitiyor. Bu durumda fazla seçim yapmam gerekmiyor.

Gelelim eğlence hayatımıza: televizyon olmadığı için kanal veya dizi seçmem gerekmiyor. İnterneti de sadece blogum ve işim(yani yatırımlarım) için kullanıyorum. Sosyal medya hesaplarım yok.

Bazen dışarıda yemek yeriz. Bildiğimiz 5-6 lokantadan birini seçiyoruz. Bunun dışında alış veriş merkezleri veya başka tür dükkanlara girip çıkmıyoruz. En son elime ne zaman para aldığımı veya (meyve sebze alımı dışında)ne zaman para harcadığımı sorarsanız uzun uzun düşünmem gerekecek. Hatırlamıyorum. En az 1 ay geçmiştir.

Çocuklarımızın da giyisi adedi bizimki ile yakın. Artık giyisilerini kendileri seçiyorlar. Zor da değil, çünkü fazla seçenekleri yok.

Çocukların ne oynayacaklarını seçmeleri de kolay. Zaten duplo ve tren seti dışında oyuncakları yok. Ya onlardan biri ile oynuyorlar ya da resim yapıyorlar. Çocukların diğer oyuncaklarını bir ay önce atmıştım. Bir aydan beri sayılı oyuncağa sahipler ve çok ilginç birşey gözlemledim: çocuklarım oyuncakla oynamaya başladı. Artık daha çok ve daha güzel resim yapıyorlar, daha sık kitap okuyorlar ve kendi seçimlerini yaparken zorlanmıyorlar. Demek ki seçenekler azalınca kafası ve ruhu daha iyi işleyen sadece ben değilmişim!

Hayatımızda seçim yapmamızı gerektirecek durumları sınırlamak için yaş günü, sevgililer, anneler, babalar günü, evlilik yıldönümü, diş buğdayı, baby shower ve bilmemne gibi şeyler kutlamak için dışarı çıkmadık, eğlence düzenlemedik, birbirimize hiç de ihtiyacımız olmayan sürpriz hediyeler almadık. En fazla çocuklara -zaten almam gereken- bir giyisi almışımdır ve evde pasta, kek yapıp mum üflemişliğimiz vardır.

Ben giyisi, yiyecek çeşidi, eğlence olarak televizyon ve interneti, evimdeki eşyayı, kısaca her çeşit tüketim ürünü alımını en az düzeye indirerek kendime nefes alma alanı açtım. Artık gün boyunca zihnim ”sarı tişörtü mü giyisem, kırmızı elbiseyi mi” veya ”imam bayıldı mı yapsam, pirzola mı” veya ”hangi filmi izlesem” veya ”ne alsam” gibi önemsiz ve düpedüz zaman kaybı seçeneklerle boğuşmuyor. Benim düşünecek çok daha önemli işlerim var.

Dışarıdan bakınca bizim günlük hayatımız çok tekdüze. Giyidiklerimiz, yediklerimiz, yaptıklarımız hep aynı sınırlı şeyler. Öte yandan hayatımızda sürekli bir değişkenlik ve ilerleme var. Mesela kitap okuyup öğrendiğim yeni birşeyi denemeye kalkıyorum(Marie Kondo). Bunun ne kadar işe yaradığını görüp şimdikinin yarısı büyüklükte bir daireye taşınmaya karar veriyoruz. Birden şehrin göbeğine taşınma kararı alıyoruz. Eşim işini bırakıyor ve 2 aylık yaz tatiline çıkabiliyoruz. Kısaca hayatımızla ilgili büyük değişiklikler yapma gücünü kendimizde bulabiliyoruz. Neden mi? Bütün bunları düşünebilmek için beynimizde yer var. Kendimizi milyonlarca küçük bir o kadar da saçma sapan seçimle karşı karşıya bırakmıyoruz. Zihnimiz berrak kalabiliyor, çünkü beynimizi subliminal mesajlar ve psikolojik ikna yöntemi ile alım yaptıran usta pazarlamacılardan özenle koruyoruz.

Düşünsenize: yemek, içmek, giyinmek, eğlence, yaşam alanındaki seçeneklerinizi 5 veya 6 tane ile sınırlayarak giderlerinizi önemli ölçüde kısabilirsiniz. Ancak daha önemli bir kazanım da berrak düşünebilme gücünüzü pazarlamacılardan geri alabilmeniz bence. Çünkü, sonunda hep olmak istediğiniz kendiniz olabileceksiniz.

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir