Belçika’da Yaşam

Belçika’ya 2005 yılında ayak bastım. O zaman İstanbul’da yaşıyordum. Çalıştığım uluslararası şirket beni Anvers’teki şirket merkezine 3 günlük iş gezisine göndermişti. O 3 günden sonra şirket beni Belçika’ya kısa süreliğine göndermeye devam etti. Aradan 6 ay geçtikten sonra ise Anvers şirket merkezinde Belçika kontratı ile çalışmaya başladım. Aradan 12 sene geçti ve ben hala Anvers’te yaşıyorum. Bu arada bir Belçikalı ile evlendim ve yarı Belçikalı 3 çocuğum oldu.

Belçika’da ilk dikkatimi çeken şey şirketlerde alt-üst ilişkilerinin Türkiye’ye göre çok daha iyi olmasıydı. Bundan dolayı iş yerinde stres çok daha azdı. Türkiye’de müdürlerin çalışanlara mobbing uygulaması tabi, hatta beklenen birşey. Belçika’da ise istisnai bir durum. Özellikle de bir bayan olarak iş hayatında tutunabilmek Türkiye’de çok zor geldi bana. Yurt dışına gelmemin en büyük sebebi de iş hayatının Belçika’da daha düzenli olmasıydı.

Elbette bu ülkede herşey toz pembe değil. En büyük sorun toplumsal ayrışmanın çok derin olması. Etnik ayrımcılık Belçika’da had safhada. Şehirde 120’den fazla ülkeden gelen insan yaşıyor. Sokakta her dil konuşuluyor. Okula giden çocukların yarıdan fazlası yabancı kökenli. Buna rağmen herhangi bir iş yerine gittiğinizde büyük ihtimal sadece yerli Flaman çalışanlar görürsünüz. Yabancıların iş bulması çok ama çok zor. İnsanı hasta edecek derecede bir ırkçılık söz konusu.

Küçük bir örnek vermek istiyorum. Eşimle daha henüz evli değilken beni ailesinin noel yemeğine davet etmişti. Dindar olmasam da bir müsluman olarak bir noel yemeğine gitmek bana zor geldi, ancak eşim için bunu kabul ettim ve gittim. Ailesi bana o kadar kötü davrandı ki yer yarılsa da yerin dibine girsem diye dua ettim. Bana ”hoşgeldin” demeyi bile çok gördüler. Baştan sona kadar ben orada yokmuşum gibi davrandılar. Şakır şakır ingilizce bilmelerine rağmen aralarında hep flamanca konuştular.  Üstelik yemeğin sonunda televizyonu açıp önceden kayda aldıkları ingilizce bir tiyatroyu izlettiler. Tiyatroda Kuran-ı Kerim yakılıyordu. Bu kadar barbar, medeniyet yoksunu insanlar daha hayatımda görmemiştim. Bu ve benzer olaylardan dolayı eşim ailesiyle yıllardır görüşmüyor ve çocuklarım babaanne, dedelerini ve baba tarafından diğer akrabalarını  görmüyorlar.

Bu insanlar Kuran-ı Kerim olayından dolayı -defalarca bunu gündeme getirmeme rağmen- benden özür dilemediler. Aksine, eğer bunu izlemek bana fazla geldiyse komşu ülke Hollanda’ya asla ayak basmamam gerektiğini, çünkü Hollanda’nın Belçika’dan çok daha özgür bir yer olduğunu söylediler. Buna rağmen, son 2 senedir kayınvalidem ve kayınpederim olacak bu insanlar her Ramazan bayramında bana onları affetmem için mektup yazıyorlar. Ramazanda küslerin barıştığını hatırlatıyorlar bana. Eşim de ben de onlarla tekrar konuşmak niyetinde değiliz, çünkü evliliğimiz boyunca bize destek olmak yerine sadece sorun getirdiler. Eşimle aramız onlar yüzünden defalarca açıldı. Eşim benle anne babası arasında seçim yapmak zorunda bırakıldı. Neden? Türk ve müsluman olduğum için. İlk 4 senemiz onlarla ilişkilerimizi düzeltme çabasıyla geçti. Boş bir çabaydı. 3 seneden beri onlarla bütün iletişimimizi kestik ve şimdi çok daha mutluyuz.  Geç de olsa sorun çıkaran insanları -aramızda kan bağı olsa bile- hayatımıza sokmamayı öğrendik.

Benzer ırkçı davranışlarla karşılaşmak Belçika’da günlük hayatın bir parçası. Bu kadar açık söylenmese bile üstü kapalı ırkçılığı hayatın her alanında görebilirsiniz.

Yukarıda Belçika’nın en büyük olumsuzluğundan bahsettim. Şimdi de Belçika’da kalmayı neden seçtiğimizi anlatacağım.

Belçika dünyanın en pahalı ülkelerinden birisi olmasına rağmen para biriktirmek oldukça kolay. Kalem kalem harcamaları şöyle anlatayım:

  • mutfak harcamaları: kişibaşı 100-120 euroluk pazar ve market alışverişi ile dengeli beslenmek mümkün. Belçika’da çeşme suyu içilebiliyor, dolayısıyla içeceğe para harcamıyorsunuz.
  • Dışarıda yemek: dışarıda yemek Belçika’da çok pahalı, ancak gittiğiniz her yere(işe bile) yemeğinizi, suyunuzu yanında götürürseniz ciddi paralar biriktirebilirsiniz.
  • Barınma: ev kiraları ve fiyatları oldukça yüksek. Türkiye gibi 3 oda 1 salon en az 120 metrekare evde yaşamak isterseniz çok para harcamak durumunda kalırsınız. Öyle bir yere şehir merkezinde ortalama 1000 euro’dan fazla kira vermek durumunda kalırsınız.
  • Ulaşım: Araba almazsanız ciddi paralar biriktirebilirsiniz, çünkü işverenlerin çoğu ulaşım ücretini karşılıyor. Toplu taşıma yaygın ve iyi düzenlenmiş. Tekerlekli sandalye veya bebek arabası ile istediğiniz yere ulaşabiliyorsunuz. Arabaya ihtiyaç yok.
  • Elektrik, su, telefon, internet: dikkatli olmazsanız ayda 300 euro’dan fazla faturalara gidebilir, ancak TV aboneliği almazsanız, her üşüdüğünüzde doğalgazı açmak yerine kazak giyerseniz bu masrafı aylık 100 euro düzeyinde tutabilirsiniz.
  • Eğlenceye para vermeniz gerekmez. Belediyeye ait havuzlar, hobi kursları var. Parklarda piknik yapmak için insanlardan para istenmez. Kütüphaneler yaygın ve büyük olduğu için kitap, dergi gibi şeylere para vermeniz gerekmez.
  • Okul ve üniversiteler bedava ve eğitim kalitesi oldukça yüksek.  Zorunlu harcamalar için okul faturası çocuk başına yanılmıyorsam yıllık 80 euro ile sınırlı. Bu sınırlama kanuni bir sınırlama ve her okul için aynı.
  • Enflasyon düşük olduğu için 20-30 yıllık ödemelerle ev alınabiliyor. Mütevazi bir daire veya ev almanız durumunda kiradan daha düşük bir ödeme ile ev sahibi olabiliyorsunuz.
  • Devlet her aileye çocuk parası veriyor. Tek cocuk için aylık 92 euro, ikinci çocuk için aylık 173 euro, 3. çocuktan itibaren aylık 259 euro. Ben 3 çocuk için toplam aylık 521,97 euro para alıyorum.

Yukarıda anlattıklarımla 4-5 kişilik bir ailenin aylık harcaması -kira hariç- aylık 1000 euro’yu geçmez. Buna göre aylık 1500-2000 euroya çalışan iki kişi rahatlıkla ayda 3000-3500 euro biriktirebilir. Belçika’da çok düşük paralarla insanca yaşamak ve çocuğunuzu iyi yetiştirmek mümkün. Hayatta kalabilmemiz için gereken para gelir seviyesi ile kıyaslanınca oldukça düşük olduğu zaman da arta kalan her kuruşu yatırım için kullanabiliyoruz.

Giderin gelire göre yüzdesine ”yakma oranı” veya ingilizce ”burn rate” de diyoruz. Bizim yakma oranımız %15 ile %20 arasında geziniyor. Yani biz her ay elimize geçen paranın sadece %15’ini harcıyoruz. Gerisi yatırımlarımıza gidiyor.

Ekonomik bağımsızlığımızı kazanmaya karar verdiğimizde bunun için yaşadığımız yerin elverişli olup olmadığını da hesaba kattık. ”yakma oranımızı” hesapladık. Yaşadığımız yere karar verirken aile bağları, alışkanlıklar, korku ve belirsizlikleri hesaba katmadık. Öyle olsaydı Belçika’da olmazdık. Biz sadece ve sadece ”yakma oranımızı” dikkate aldık.

 

 

“Belçika’da Yaşam” için 17 yorum

  1. Merhaba Para Hanım, ben yaklaşık bir yıldır minimalizmi araştırıp öğrenmeye çalışıyorum geçtiğimiz günlerde de sizin yazılarınıza rastladım. Yaşam tarzınızı çok etkileyici buldum ancak “daha önce bunları düşünseydim daha erken ekonomik bağımsızlığımı kazanırdım” gibi bir şey okuyunca size sormak istedim. İşe koyulmadan önce şimdi bildiklerinizi bilseydiniz nasıl bir yol izlerdiniz?

  2. Türkiye’nin belki en tutumlu insanıyım henüz kendim gibi az harcama yapan bir varlığa rastlıyamadım.Türk insanı hep hava atıp gösteriş peşinde klasik orta doğu kültürü işte.Benim gibi doğuştan üstün zekalı insanlara ve hergün kitap okuyan adama değer verilmiyor ne yazık ki.Bende Türk insanıyla hiç bir zaman anlaşamıyorum ve sizin gibi ülkemden ve insanlarından memnun değilim.Bir yazınızda Türk insanına kızdığınız için Türkiye de nasıl zengin olunur kısmını açıklamayacağınızı söylemiştiniz bence benim gibi sınırlı insanlar için bunu anlatmalısınız.Türkiye her işte olduğu gibi zengin olmakta çok daha zor.Kira ve para derdim olmasa da şu an çalışmıyorum ve ne yapsam diye düşünüyorum.Çünkü devletin bana verdiği yetim aylığı 550-600 lira civarı.Annem filan yardımcı oluyor da nereye kadar böyle gidecek enflasyon her sene ilerliyor.Asgari ücret 1400 TL Memur ol diyor herkes hoş aylardır onuda koşturup duruyorum her yere müracat ediyorum ipleyen yok.Memur maaşı ile birikim miktarımı yükseltip nakit akışı sağlıyabilirim yada hakkımı kullanıp belediyeden sokaktan bir yer isteyip bir şeyler satabilirim şu an elimden gelen çözüm bunlar.Her gün finansal zekamı arttırmaya çalışıyorum çünkü biliyorum ki zengin yapan şey para değil bilgidir !

    1. Merhaba Tutumlu,
      sevdiğim bir sözle cevap vermek istiyorum:
      Dünyayı değiştiremiyorsanız dünyanızı değiştirin.
      Kendinizi ve yaşadığınız ortamı sürekli iyileştirmekten, sürekli denemektan başka yapacak birşey yok. Oturup halinize üzülmek ve sızlanmak maalesef işe yaramıyor. İyimser olmalısınız. Türkiye zor bir ülke biliyorum, ancak her zorluğun içinde fırsatlar da saklı. Belediyeden yer isteyip satış yapma fikriniz aslında oldukça iyi. Zamanında Türkiye’de pazarlarda limon ve iç çamaşırı satmıştım. Giriş sermayesi az ve getirisi yüksek bir iş. Denemelisiniz.
      Başarılar

      1. Teşekkürler türk insanı gibi arabesk kültürüne sahip değilim çok şükür ağlayıp sızlamak insanı geriye götürüyor.Ben hayatımda hiç çalışmadım ve yüzde 60 engelliyim.Böyle bir sorunum var fakat bir şekilde bir gün çıkış yolunu bulacağım.Geçmişte çok zengin olduğumdan dolayı hazır paranın ve özgürlüğün tadını çok iyi biliyorum.Maaşlı bir işte çalışmak bana ve insan doğasına aykırı ama geçici çözüm olarak bir yerden başlamam gerekiyor.Bir gün her şeyi yoluna koyacağıma inanıyorum.Maaaşlı bir işte çalışmaktansa dediğim gibi sokakta bir şeyler satmak daha mantıklı geliyor bana çünkü üstün zekalı olduğumdan dolayı monotonluktan ve sistemden çok çabuk sıkılıyorum üniversite bile okuyamadım dikkat eksiğimden dolayı.

  3. Merhaba,
    2005 yilindan beri Belcika’da yasadiginizi belirtmissiniz. (“Aradan 12 sene geçti ve ben hala Anvers’te yaşıyorum.”)
    Fakat “Bir İşte Çalışmamak İçin 10 Neden” baslikli yazinizda ise asagidaki gibi bir ifade var :
    “Ben 2008’de İstanbul’daki en son işimden de (iyi bir tazminatla) atıldıktan sonra yine çalışmaya ara vermiştim. Dünya turuna çıkma planları yaparken Belçika’ya bir arkadaşımı ziyarete geldim. Geldiğimin ikinci günü iyi bir iş teklifi geldi(danışmanlık) ve ben kendi şirketimi kurup danışmanlık hizmeti vermeye başladım. ”

    Acaba yazilarinizi “akademik” tarzda yazip uzun cumleler kurdugunuz icin ben mi durumu yanlis anladim yoksa ortada bir celiski mi var ?

    Not: Maalesef Türkce klavyem olmadigi icin ingilizce karakterlerle yazmak zorunda kaldim.

    1. Merhaba Skeptik,
      Doğru okumuşsunuz da bunun akademik yazmakla alakası ne? Yoksa amaç laf sokmak mı? Bunu yapacaksanız da bir zahmet gerçek e-posta edresinizle yapın ve beni yorumları kaldırmak zorunda bırakmayın. Sorunuzun cevabına gelince: Benim Anvers’e ilk gelişim 2005 yılında 3 günlüğüne oldu. Geldiğimde Anvers’te temelli kalacağımı düşünmemiştim. O 3 günden sonra Türkiye’ye döndüm ancak aradan 1-2 hafta geçtikten sonra bu defa 2 haftalığına geldim. 6 ay kadar geçti ve ben böyle Anvers İstanbul arası mekik dokuyordum. Arada 5-6 farklı ülkeye de gittim. Bavulla yaşamak canıma tak edince evimi Anvers’e taşıdım ve 2007 sonuna kadar burada kaldım. Hala Belçika’da kalma niyetim yoktu.
      2007 sonunda Türkiye’yi özlediğimi düşünüp İstanbul’a döndüm, ancak 8 ay dayanabildim. Türkiye defterini temelli kapatmaya karar verdim ve Almanya’ya gittim. Almanya’da bir iş görüşmesi yaptığım sırada 2 günlüğüne Anvers’te yaşayan bir arkadaşımı ziyarete geldim. Ziyarete gelince karşıma 2 iş fırsatı çıktı. Fırsatı değerlendirip tekrar Anvers’e yerleştim. Eşimle karşılaşıp 2011’de çocuk sahibi olana kadar aslında Anvers’te temelli kalma niyetim yoktu. Bu yüzden de ev almamıştım. Burada yaşıyordum, ama hep gideceğimi düşünerek. Bazen eşimle çocuklarımız olmasaydı şu an ne yapıyor olurduk diye konuşuyoruz. Muhtemelen Belçika’da olmazdık. Biraz orada biraz burada gezgin bir hayat sürerdik. Çocuklara istikrarlı bir çocukluk verebilmek için Belçika’da kaldık ve uzun vadeli emlak yatırımları yapmaya başladık.
      Kısaca 2005’ten beri (2008’deki 8 ayı saymazsak) Anvers’teyim. Bu ayrıntılı bir şekilde anlatmamamın sebebi ise son derece sıkıcı bir hikaye olması. Size birşeyler katan yazılar yazmayı hedefliyorum, hayat hikayemi değil. Onun için bazı şeyleri kısaltıp keserek yazıyorum.

  4. Merhabalar Para hanim Ben ingilterede yasamaktayim ve vatandasiyim. Fakat Brexit ten dolayi bir baska avrupa ulkesine gitsem mi gec kalmadan dusunmekteyim.Birde burada universite ler cok pahali orada okul ucretsiz diyorlar.Sonucta cocugum ilk okul 4.sinifta siz olsaniz ne yapardiniz?

  5. Parahanim,

    Belcika Antwerpen’dan ibaret degil. Biz Wallon bolgesinde cok daha farkli sartlarda yasiyoruz.
    Ozellikle belediyenin (havuz dahil) her hizmeti paralidir. Ayrica, siz sanirim bahceli bir evde oturuyorsunuz cunku apartmanlarda daire basina dusen aylik harc zaten en az 260 eurodur.
    Buna bir de elektrik, su, internet binince zaten aylik en az 400 euro bu masraflara odeniyor.

    Bunun disinda, is bulmak dediginiz gibi bir Turk musluman icin cok zor. Ustune bir de dininizi yasamaya calisiyorsaniz… Sizin esiniz yabanci oldugu icin size farkli gozle bakiyor veya davraniyor olabilirler, bilemem ama biz cok ayrimcilik goruyoruz. Ustune iscikarimi oldugunda ilk kez ben cikarildim…

    Sanslisiniz Allah uc cocuk vermis… Herkesin cocugu olmayabiliyor dolayisiyla cocuk parasini hic alamayanlar ne yapsin?

    En onemlisi de… Sizin mesleginizi bilemem ama bazi meslekler icin toplu tasima araclari kullanmak imkansiz. Ozellikle de sehir icinde degil kasaba veya koyde calismak zorundaysaniz… Yani sizin dediginiz gibi her yerde Belcika’da cennet gibi bir ulasim sistemi yok.

    Akrabalarimiz Hollanda’da yasiyorlar. Ayni soylediklerim orasi icin de gecerli.

  6. Sevgili Okuyucum “Ne Farkeder”,
    Oncelikle beni okudugunuz icin tesekkur ederim.
    Biz Antwerp’te Belediyenin havuzuna yetiskin icin 3 eur, cocuk icin 1.5eur para oduyoruz. Kutuphane uyeligimiz de parali, ama yillik 5-10 eur gibi cuzi bir para. Bu gibi belediye hizmetleri bedava degil, ama bedavaya cok yakin. Valon bolgesi icin ayrica arastirma yapmadim. Siz kendi arastirmanizi yapip bana gonderirseniz blogumda yayinlarim.
    Apartman aidati olarak 260eur oduyor olabilirsiniz. Muhtemelen oturdugunuz apartman cok eski ve EPC(energie prestatie certificaat) degeri yuksek. Evimin EPC degeri 42 idi ve aylik 40 euro gibi bir para oduyordum gaz+elektrige. Sizin evinizin EPC degeri yuksekse benim odedigim paranin 10 katini odemeniz dogal. Lutfen Belcika ve Hollanda’da yasayan herkesin bu kadar yuksek ucretler odedigini dusunmeyin. Belcika ve Hollanda medyasinda enerji verimliligi genis yer bulan bir konu ve takip ederseniz yeni binalarin enerji tuketim masrafinin sifira yakin oldugunu goreceksiniz.
    Belcika’da irkcilik fazlasiyla var. Ben de nasibimi aldim ve simdi calistigim is yerinde dahil irkciliga ugruyorum. Blogumda oturup tek tek maruz kaldigim irkci davranislari saymanin sizce kime ne faydasi olacak? Bence kimseye hicbir faydasi olmayacak. Siz de irkciligi bahane edip cok calisip kendinizi gelistirmekten vazgecerseniz kisir dongude kalirsiniz. Insanlara her zaman iyi davranan, olumlu dusunen, cevreye faydali olan bir insan olursaniz irkciliga ragmen kazancli taraf siz cikarsiniz. Insanlar size saygi duyar ve iyi konumlara gelirsiniz. Siz de biliyorsunuz ki cahil ve faydasiz insanin hicbiryerde barinacak yeri olamiyor. Bir de Belcika’da Turk toplumunun halini gozunuzun onune getirin. Elinizi vicdaniniza koyarak soyleyin bana, sizce butun suc irkcilarin mi yoksa bizde de suc var mi?
    Cocuk parasi almak avantaj gibi gorunebilir gozunuze, ancak cocuk parasi biz zengin olalim diye verilmiyor. O para ile cocuklari da barindiracak daha buyuk ev, daha cok yiyecek, cocuklara giyisi aliniyor mesela. Kaldi ki bir cocugun masrafi alinan cocuk parasindan cok daha fazla.
    Ben hala Belcika’da ulasimin cennet oldugunu idda ediyorum. Elbette Ardennen daglarina saat basi otobus kaldirmiyorlar, ancak bebek arabasi ile bile rahat rahat otobuse, trene, metroya binilebiliyor. Onemli olan isinizi ve evinizi toplu ulasim noktalarinin yaninda konumlandirmaniz.
    Blogumun sizin icin faydali olmasi dilegi ile.
    Sevgilerimle

  7. Merhaba Para hanım

    biz ABD vatandaşıyız. Belçika’da yaşamayı planlıyoruz sadece cocukların orta ve yüksek eğitimi için ve kendim mimarım belki iyi bir iş de bulma imkanım olur diye umuyorum. Okul ve iş için Belçika’da oturmak için en iyi bölge neresidir?
    Limburg’da çok Türk varmış hayat diğer Belçika şehirlerine göre biraz daha ucuzmuş marketler ev fiyatları gibi. doğru mu? Limburg’un başkenti Haselt de üniversite de varmış iyi bir üniversite mi acaba?
    Ya da iyi okullar icin hangi sehirde oturmamızı tavsiye edersiniz?

    teşekkür ederim simdiden

  8. Merhaba Para hanım oğlum Brüksel’e 20 km mesafede bulunan Von Karman adlı enstitüde doktora yapmak için Eylül ayında Belçika’ya gelecek sizden ricam bu bölgede yaşam hakkında bildiklerinizi benimle paylaşmanız şimdiden teşekkürler

  9. Merhabalar ,
    2 ay içinde belçikaya yerleşiyoruz. Ansver bölgesinde yaşamayı düşünüyoruz kendi işimden dolayı. 2300 euro maaşım olacak , eşim çalışamayacak nedeni kızım daha 4 yaşında ve tip1 diabet onun devamlı yanında olması gerekiyor . Aylık ev kira doğalgaz vs 1000 euro civarında olacak dediler. geriye kalan 1300 euro çoğu kişi geçinemezsiniz diye yorumlar yapıyorlar acaba sizin fikriniz ve tavsiyeniz nedir ?
    Teşekkürler

    1. Bilmiyorum. Bana sorarak hatayı baştan yapıyorsunuz zaten. Diyelim ki size ayda 1300eur yetmez dedim. Benim cevabıma istinaden Belçika’ya gelmeyecek misiniz? Siz gelme kararı verdiyseniz bana neden soruyorsunuz?
      Başka bir ülkeye taşınıyorsunuz, ama eşinize de ev hanımlığı yaptıracaksınız. Bunun için de bahane hazır: çocuk hasta. Eşinizin tembelliğine çocuğu bahane etmeniz çocuğa karşı ayıp değil mi? Tip 1 diyabet normal yaşamı engelleyen bir hastalık değil. Siz neden okul çağına gelmiş bir çocuğu 4 duvar arasına mahkum ediyorsunuz? Buna çocuğun eğitim hayatını yakmak denir. Şimdi buraya gelince cebinizde 5 kuruş olmadan ilk iş taksitle bir BMW de alırsınız. Bahane de şu olur: Çocuk hasta ya, ani bir durumda hastaneye götürmek için. Kendiniz için değil yani. Yanılıyor muyum?

  10. Merhaba.
    20 gündür Gentteyiz. 1000 euro kira ve aidat veriyoruz. Şimdilik oteldw kalıyoruz (ev hazırlanana kadar) .
    Gelirimizin yetmeyeceğini düşünüp Türkiye’ye geri dönme arifesine geldik.
    73 günlük bebeğim, ben ve eşim varız.
    Daha ne gibi masraflarımız olur ne kadar olur kestiremiyoruz. Sadece eşim çalışıyor.
    Bizi bilgilendirirseniz çok mutlu olurum.

  11. Merhaba Ezgi Hanım,
    Hangi konuda bilgi vermemi istiyorsunuz çok anlamadım. Masraflarınız konusunda mı? Hayatınızın ayrıntılarını bilmeden yorum yapamam. Ne nasıl bir evde ve nerde oturduğunuzu, ne oraya neden taşındığınızı, ne eşinizin ne iş yaptığını, ne çalışıp çalışamayacağınızı, ne de ne tür yan gelir ve giderleriniz olduğunu biliyorum. Nasıl bir bilgi verip yorum yapabilirim ki!
    Her şeyin hayırlısını dilerim.
    Sevgilerimle,

  12. Iyi gunler parahanim biz istabulda yaziyoz eşimle yeni evledik turkiyede hayat zor belcikata yaşan tanidiklarimiz var geçen sene geldiler istanbula sizi istek yapip belcikaya goturebilir dedi ilk kez bi avrupa ulkesine gitcez ayak uydurabilirmiyiz bilemiyorum oraya giden ce rahat is bulabilirmiyiz tavsiyeleriniz nedir teşekkür ederim.

Z. için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir