Haber Tüketmemek ve Internetsizlik

Önceki yazımda mutlu bir insan olduğumu söylemiştim. Evde uzun saatler herhangi bir şeye odaklanarak geçirebiliyorum. Evimde olumsuz bir enerji pek yok. Bunu herkes çok basit bir şekilde yapabilir aslında. Sadece şu üç şeyi hayatınızdan çıkarmanız yeterli:

  • tablet bilgisayar
  • televizyon
  • cep telefonu

Biz evde bunları kullanmıyoruz. Dolayısıyla hiç kimse şu aşağıdakileri yapmıyor:

  • kimse ikide bir telefonuna bakmıyor
  • mesajlaşmıyoruz
  • telefonda sohbet etmiyoruz.
  • sosyal medya hesaplarımız yok: facebook, instagram, twitter. Dolayısıyla kim nerede ne yapıyor, ne yiyiyor, ne giyiyor, ne almış… bunları görmüyoruz ve bilmiyoruz.
  • Dizi izlemiyoruz. Açık oturum, futbol maçı yorumu, tartışma programı izlemiyoruz.
  • En önemlisi de haber takip etmiyoruz.

Neden haber izlemediğime gelince, Rolf Dobelli bu konuyu çok güzel anlatmış. Yazının gerçeğini şuradan okuyabilirsiniz. Ayrıca şurada da Ingilizcesi var. İngilizcesi daha uzun ve ayrıntılı. Yazı o kadar değerli ki, bağlantının ileride kaldırılma veya çalışmama ihtimaline karşı yazıyı aşağıya olduğu gibi kopyalayıp yapıştırdım. İyi okumalar!

HABERLERİ UNUTUN, SAĞLIKLI BİR OKUMA PERHİZİNE
GİRİN. YATAY DEĞİL, DERİNLEMESİNE BİLGİLENİN.

ZİHİN İÇİN HABER, vücut için şeker
neyse odur. Haberler iştahı kabartır ve
son derecede zararlıdır. Yayın organları
bize habire adi hikâyeler yedirir. Ama
bunlar bilgi açlığımızı gidermez. Yan etkileriyse,
fast food’da olduğu gibi, sonradan
ortaya çıkar. Dört yıldan beri güncel
haber almadan yaşıyorum ve bu özgürlüğün
etkilerini size birinci elden anlatabilirim.
Daha berrak bir düşünüş, daha değerli
görüşler, daha yerinde kararlar, daha
çok zaman diyebilirim.
Haberler kafamızda yanlış bir riziko
haritası oluşturur. Merkezi sinir sistemimiz
çarpıcı uyaranlara güçlü, soyut bilgilere
ise zayıf bir tepki gösterir. Medya insanı
etkileyen hikâyeleri, çığlık çığlığa bağıran
görüntüleri ve sansasyonel olguları
vurgular. İnce farklarla derine inen bilgileriyse,
dünyayı anlamamız için daha büyük
önem taşıyan içerikler oldukları halde
dışarıda bırakır. Haber tüketicileri konuların
çoğunu yanlış değerlendirir: Terörizmi
olduğundan büyük, kronik stresi
olduğundan küçük görürler. Uçak kazalarını
olduğundan büyük, antibiyotiklere
karşı bağışıklığı küçük görürler.
Bize haberlerle yutturulan lokmaların
önemi sıfırdır. Şu geçen 12 ay içinde
10 bin kısa haberi, yani günde 30 haberi
gövdeye indirmiş olabilirsiniz. Haberler,
hayatınızda gerçekten önemli olan şeyler
bakımından, çoğunlukla hiçbir şey ifade
etmez. Birçok kişi diyecektir ki: “Ama bir
de orta yol var: içerikler arasından iyi bir
seçim yapmak.” Fakat manşetlerin okumaya
değip değmeyeceklerine karar verebilmek
için, önce onları bir okumamız
gerekir, ki bu da bizi önümüze serilen bütün
bir haber sofrasını silip süpürmeye
zorlayacaktır.
Önemli bir şeyi kaçırmaktan mı korkuyorsunuz?
Gerçekten önemli bir şey
oluyorsa haberlerden korunmuş kozanın
içine çekilmiş biri olarak yaşasanız
da bunun farkına varırsınız.
Haberler vücudunuz için zehirdir.
Haberler sempatik sinir sisteminizi aktif
halde tutar. Durmadan haberle besleniyorsanız
vücudunuz kronik bir stres altında
olacaktır. Bu da sindirim ve büyüme
(hücrelerin, saçların, kemiklerin büyümesi)
bozukluklarına, sinirliliğe, enfeksiyonlara
karşı dirençsizliğe, endişeye,
agresifliğe ve duyarlık kaybına yol açar.
Haberler sistematik düşünme hatalarını
pekiştirir. Haberler onaylanma yanılgısını
besler. Önyargılarımızla çelişen
hususları gözardı ederiz. Düşüncelerimizi
doğrulayan haberleri algılamaya
ise aşırı yatkınızdır. Sonuç kendimizi
olduğundan daha fazla önemli görmeye
eğilim gösterir, ahmakça risklere girer,
iyi fırsatları da kaçırırız. Ve haberler bir
düşünüş hatasına, hikâye yanılgısına yol
açar. Beynimiz anlam taşıyan hikâyelere
özlem duymaktadır. Bunların gerçeğe
uyup uymadıklarıysa başka bir konudur.
Haberlerde anlatılanlar, büyük ölçüde bize
analiz görüntüsü altında satılan anekdotlardan
ibarettir.
HABERLER DÜŞÜNMEYİ ENGELLER.
Uzun vadeli belleğin neredeyse sonsuz
bir saklama kapasitesi vardır. Oysa iş belleği
az sayıda, düz veriyle sınırlıdır. İş belleğinden
uzun vadeli belleğe giden yol bir
tür iğne deliğinden geçer. Anlamak istediğiniz
ne varsa bu ince kanaldan geçecektir.
Buysa, soyut bilgiler sözkonusu
olduğunda, zihnin yoğunlaşmasıyla olur.
Haberler ve bunlara eklenen reklam konsantrasyonu
bozduğundan, anlamayı etkin
biçimde zayıflatırlar.
Haberler beyninizin yapısını değiştirir,
zihninizde yeni bağlantılar oluşturur.
Ne kadar çok haber tüketirsek, bilgileri
üstünkörü gözden geçirme ve çok yönlü
çalışma yolundaki bağlantıları o kadar
çok geliştiririz. Aynı zamanda, derinlemesine
inen okuma ve ilintileri kavrayıcı
düşünceyi sağlayan bağlantılar da dumura
uğrar. Haber tüketenlerin çoğu uzunca
bir makale veya kitap okuma yeteneğini
kaybetmiştir. Dört, beş sayfa sonra yorulurlar,
dikkatleri dağılır, huzursuzlanmaya
başlarlar.
Haberler, zaman kaybıdır. Bu en başta,
haberleri okuduğunuz, dinlediğiniz
veya televizyonda izlediğiniz zaman sözkonusudur.
İkincisi, haberler dikkatinizi
çelmeden önce yapmakta olduğunuz
işe dönene kadar harcadığınız zamanı
kaybedersiniz. Üçüncüsü, haberlerdeki
hikâyeler ve görüntüler saatler sonra bile
kafanızda dolaşmaya devam eder, düşüncelerinizin
akışını kesip dururlar.
HABERİ GAZETECİLER YAPAR: İyi gazeteciler
bu işe zaman ayırır. Olguların
sağlamasını yaparlar, bir konunun karmaşıklığını
yansıtmaya, süreçleri sonuna
kadar düşünmeye çalışırlar. Fakat birçok
gazeteci de haberlerini başka yazarların
yazdıklarından devşirir. Bu kopya
çekme ve kopyadan kopya çekme işi haberlerdeki
hataların çoğalmasına, önemsizliğin
büyümesine yol açar.
Haberi verilen olgular bazen, tahminler
ise daima yanlış çıkar. Gün geçmez
ki uzman tahminlerinin sağnağı altında
kalmayalım. Berkeley Üniversitesi
profesörü Philip Tetlock 20 yıl süreyle
yapılan 82 bin tahmini değerlendirdi.
Sonuç medyanın en çok dikkatini çeken
uzman tahminleri en çok boşa çıkan tahminlerdi.
Peki ne diye bu süprüntüyü tüketmek
zorunda kalalım ki?
Haberler bizi manipüle eder. Şu
hikâyeyi ele alalım. 15 yaşında Kuveytli
bir hemşire olan Nayira ABD parlamentosu
karşısında, 1991 Körfez Savaşı arefesinde
bir konuşma yapmıştı. Irak askerlerinin
Kuveyt’te bebekleri öldürdüğünü
gördüğünü anlatıyordu. Neredeyse her
yayın organı bu olayı aktardı. Ve hikâye
Kongre’nin savaşa onay vermesinde etkili
oldu. Daha sonra ise, Nayira’nın tanıklığının
planlanmış savaş propagandası olduğu
ortaya çıkarıldı.
Haberler bizi edilginleştirir. Hikâyeler
bizim üzerlerinde etkili olamayacağımız
şeylerden söz eder. Bunların her gün tekrarlanması
bizi edilgen hale getirir, sonunda
kötümser ve kaderci bir görüş biçimi
ediniriz.
Haberler yaratıcılığı öldürür. Sözde
bilgi yaratıcılığımızı kısıtlar. Tanıdığım
yaratıcı kafalar arasında haber oburu
olan tek bir kişi yok. Ne yazar, ne bilimci,
ne müzisyen. Öte yandan, yaratıcılıktan
alabildiğine uzak bir yığın insan
tanıyorum ki, boyuna haber atıştırıyorlar.
Haberlerle dikkati çelinen kişi yeni
fikir üretemez.
Haberler bize duygudaşlık gösterdiğimiz
yanılsamasını verir. Ne zaman haber
perhizi yaptığımı anlatırsam şu suçlama
geliyor. “O zaman bu dünyanın zavallılarının
acılarını hiç paylaşmıyorsunuz.”
Cevabım: Medya tüketimiyle paylaşmaktan
daha büyük bir aldatmaca
olur mu? Gerçek paylaşma, eylemdir. İnsanın
televizyon haberlerinde depremzedelerin
yıkıntılar arasından sürüne sürüne
nasıl çıktığını seyredip kendi empatisinde
haz duyması düpedüz iğrençtir
o kadar.
Bunun yerine yapabileceğiniz şudur:
Haberler olmadan yaşayın. TV’nizi satın.
Manşetlere göz atmayın. Haber portallerine
uğramayın.
Dünyanın karmaşıklığını yansıtmaktan
çekinmeyen, uzun makaleler okuyun.
Her hafta en az bir kitap okumaya
çalışın. Yatay alana yayılmak yerine derine
inin. Sizi gerçekten ilgilendiren içeriklerle
uğraşın. Zevk alarak okuyun.

Rolf Dobelli

“Haber Tüketmemek ve Internetsizlik” için 2 yorum

  1. Para Hanım, sizi etkilemiş kitaplar ve yazarlarla ilgili bir yazı yazmanız mümkün müdür?

    1. Merhaba Serda Hanım,
      Böyle bir yazı yazmam çok zor, çünkü çok farklı konularda okudum. Üniversitede bir hocama “Ekonomi dersi alırsam öğrendiklerimi ileride kullanacak mıyım?” diye sormuştum. Öğrenilen ve özümsenen her şeyin bir şekilde insanın humuruna işlediği şeklinde cevap vermişti bana. Yeri gelince okuduğum kitaplardan zaten bahsediyorum, ancak tüm okuduğum ve etkilendiğim kitaplarla ilgili kapsamlı bir yazı yazmam ne yazık ki mümkün değil.
      Sevgilerimle,

Yorumlar kapatıldı.