Ekonomik Bağımsızlık Yolculuğu: Gelirler

Eski yazılarımda pasif gelir ve çalışma geliri arasındaki farkları yazmıştım. Pasif gelirler gayrimenkul gelirleri, hisse senedi gelirleri, telif gelirleri gibi “çalışmadan” elde edilen gelir çeşitleri oluyor. Çalışma kelimesini tırmak içine aldım, çünkü bu gelirler için de ilk başta çok, ama çok çalışmak gerekiyor. Bu gelir kaynakları bir defa sahip olunduktan sonra devamında nispeten az saat çalışarak gelir getiriyor. En önemlisi de pasif gelirde üst sınır açık. 1 euro da kazanabilirsiniz 1 milyar euro da. Pasif gelirle daha çok çalışınca daha çok kazanacaksınız diye bir kural yok.

Pasif olmayan gelir ise çalışılan saat başı ödenen ücretlerdir. Belçika’da pasif gelirlerin vergilendirilme oranı oldukça düşük. Örneğin kira gelirlerinin vergisi yok. Öte yandan maaşlar nerede ise %40-%50 oranında vergilendiriliyor. Bunun için çevre ülkelerin zenginleri Belçika’da yaşamayı tercih ediyor.

Ekonomik bağımsızlığımızı elde etme yolculuğuna çıktığımızda elbette pasif gelirleri artırma yoluna gittik. Bunu da gayrimenkul alarak kira gelirleri ile yapmayı hedefledik. Önümüzde iki seçenek vardı: ya şirketimiz adına gayrimenkuller alacaktık ya da kişisel mülkler. Eşimle beraber danışmanlık hizmeti verdiğimiz şirketimiz var. Ben 2008 yılından beri şirket sahibiyim. Evlendikten sonra eşim de bana katıldı. Özel maaşımız var, ama bu maaşı bize kendi şirketimiz ödüyor. Maaşımızın ne olacağına kendimiz karar veriyoruz. Şirketimizi ne kadar süre açık tutacağımızı kestiremediğimiz için yatırımlarımızı şirketle değil özel mülkler alarak yaptık. Şu anda aşağı yukarı 2.000.000euroluk kişisel protfolyomuz var. Bu portfolyonun yıllık nakit akışı yaklaşık 12.000 eur. Nakit akışı kira gelirlerinden banka ödemelerini çıkardığımızda elimizde kalan para. Bu portfolyönün içinde kendi oturduğumuz ev de var, yani oturduğumuz ev diğer kira gelirleri ile karşılanıyor ve elimize aylık 1000euro geçiyor. Portfolyomuzun değeri ise hem kapital geri ödemelerinden hem de gayrimenkul fiyat artışından dolayı -pasif olarak- yükseliyor. Şu anki hayat standardımızı bu nakit akışı ile sürdürebiliriz, ancak şirketimiz hala açık ve başka gelir kaynakları arıyoruz, çünkü 12.000euro sabit harcamalarımız için yeterli olsa da bu para ile beklenmedik büyük harcamaları karşılayamayız. Ayrıca arabamız şirketin arabası ve tüm masrafları şirketten karşılanıyor. Bu da kişisel harcamalarımızı çok düşük tutuyor(yemek, giyecek ve faturalar). Özel kira gelirleri dışında şirketimizden her ikimiz de şirketimizden maaş alıyoruz.

Geçtiğimiz 4 sene içinde başkasının parasını kullanmayı öğrendik. Başkasının derken, bankaları kastediyorum. Finans sisteminin nasıl çalıştığını, bankaya kredi için gittiğimizde bankanın neyi kıstas aldığını öğrendik. Paranın anlamı bizim için değişti, çünkü paraya bankanın ve devletin gözü ile baktığımızda başarılı olabileceğimizi anladık. Para “fiat currency” dediğimiz karşılığında herhangi bir değer olmayan bir kavram. Parayı gelir getirecek bir değere dönüştürmediğiniz sürece kaybediyorsunuz. Blogumda paranın tüketim için harcanmaması, yani kişisel giderleri düşürülmesi konusunu yazıyorum, çünkü bu parayı cepte tutabilmek kazanmaktan daha kolay. Biraz nefsine sahip olabilen herkes yapabilir. Cebinizde kalan para yatırıma gittiği zaman 5-10 katı kadar gelir getirme potansiyeline sahipsiniz. Gayrimenkul veya uzun vadeli kar payı veren hisse senedi alınabilir. Enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde değer korumak için altın alınabilir. Şöyle ki 100.000 euroluk mülk alabilmek için cebinizde sadece 20.000 euro olması yeterli. Emlaktan örnek vermek gerekirse doğru yerde doğru fiyata emlak yatırımı yaptığınızda finansal bağımsızlığınızı hiçbir diplomanız olmasa da elde edebilirsiniz. Ev tadilatı yaptığımız dönemde evime çalışmak için ustalar geliyordu. Bu ustaların büyük kısmı Bulgaristan’da kendi yöremizin insanları. Hepsinin burada 3’er 5’er kirada daireleri hatta binaları var. Bakıyorsunuz adam inşaatta işçi, eşi temizliğe gidiyor, ama bu insanlar milyon euroluk yatırımlık mülk sahibi. Zaten bizim yörenin insanı ev almaya çok önem verir ve tutumludur. Hangi dükkanda ne ucuz bilirler ve takip ederler. Yatırım dehası olmadıkları halde tutumlu harcamaları sayesinde milyoner olabiliyorlar. Çocuklarının eğitimine de çok önem verirler.

Amsterdam, Londra, Münih, Berlin gibi büyük metropollerde mülk alabilmek orta sınıf için çok zorlaştı, çünkü yatırım fonları, büyük yatırımcılar toplu alımlar yapmaya başladı. Demografik olarak suburb dediğimiz şehre biraz daha uzak yerlerden şehir merkezine doğru göç var. Bunun yanında şehir turizmi gözle görülür miktarda arttı ve Anvers eğlence parkına dönüşmeye başladı. Herhangi bir anda şehirde yürüyen 10 kişiden 5’i turist. Bundan dolayı şehir merkezinde apartman ve ev fiyatlarında büyük artışlar görüyoruz. Bana kalırsa fiyatlar artmaya devam edecek, çünkü alım gücü çok yükseldi. Mevduat faizleri negatif, yıllık ev kredisi faiz oranları %1 lerin altına düşünce yatırımcılar emlak yatırımına yöneldi, ortalama ailenin ev ödemesi için ayırabildiği para da arttı. Buna paralel olarak şehir içi mülk fiyatlarında çok büyük artışlar yaşanıyor. Kira oranları ise düşüşe geçti, çünkü yatırımcı sayısı artınca arz da arttı. Düşüş dediysem de hissedilir bir düşüş diyemem, çünkü %2 gibi rakamlardan bahsediyoruz. Kısa sürede arz talep dengelenecek ve Anvers pahalı bir şehir olmaya devam edecek. Bütün bu dinamiklerin içinde hala emlak piyasasında büyük fırsatlar olduğunu görüyorum. Şehir merkezinde olup kötü semtlerde çok ucuz fiyatlara evler bulunabiliyor. Bunları yenileyip satmak veya kiraya vermek çok karlı olabiliyor. Kanımca Belçika hala kolay ev sahibi olunan bir ülke, ancak zamanla Amsterdam ve Londra gibi olacak ve genç neslin ev sahibi olması zorlaşacak. Genç neslin uzun vadeli düşünme yerine anı yaşama ve seyahat etme eğilimi emlak sahibi olmalarını elbette zorlaştırıyor, çünkü gördüğüm kadarıyla para biriktirmekte zorlanıyorlar. Ev sahibi olmalarını zorlaştıran bir diğer etken de sürekli iş dolayısıyla taşınmaları. Bunlar benim uzaktan yaptığım gözlemler. 20-30 yaş arası gençlerin para ile ilgili tutumu için siz ne düşünüyorsunuz?

Ekonomik bagımsızlığınızı elde etmeye çalışıyor olsaydınız gelirlerinizi artırmak için siz nasıl bir yol seçerdiniz?

“Ekonomik Bağımsızlık Yolculuğu: Gelirler” üzerine 2 yorum

  1. Merhaba Para Hanım.Ben 21 yaşındayım sizi 1 yıl önce yazlığımızı airbnbden kiraya vermeye çalışırken airbnb nin karlı olup olmayacağını araştırırken keşfettim.O gündem bu yana düşünce sisteminizi kendimce benimsedim.Tek çocuk olduğumdan anneme ve babamada kolayca benimsettim.Ömrümü nasıl geçirmek istediğim konusunda uzun süreli düşündüğüm zamanlar oldu.Cevap aslında basitti sizin gibi yaşamak istiyordum.Bunu hayata geçirmeye başlayınca ve kolaylıklarına varınca çok mutlu oluyorum oldumda.Sadece kafamda oturmayan birkaç varoluşsal sayılabilecek sorun var.Biliyorum cevapların gerçeğe bir faydasıda yok.Ama insanca bir merak işte.
    1-Çalışmadan az gelirle yaşamak mükemmel benimde amacım en geç 45 yaşında emekli olmak.Ama ben bu kadar boş zamanla ve parayla ne yapacağımı bilmiyorum.Kitap okumak beni mutlu ediyor.Entelektüel sohbetlerde.Fakat bunlar birikip ne işe yaracak? Bir değişim yaratmayacak mı.
    2-Tek çocuğum.Hayatımı düzenli ve mutlu geçirmek için 2 çocuk yapmayı ve kendim gibi biriyle evlenmeyi düşünüyorum.Fakat bazen yaşıtlarıma bakınca ben hayatımı bu kadar düzenli ve sistemli yaşamakla fedakarlık mı ediyorum diyorum.Gençlikle anılan çoğu değeri taşımıyorun.Alkol almayı sevmiyorum.Aşık olmakta güçlük çekiyorum.Dağıtmıyorum ve duygusallaşmıyorumda.Ders çalışıyorum ve amacım kaliteli bir üniversite kazanmak.Felsefe ve bilim bana zevk veriyor.Toplam 5 arkadaşım var onlarlada arada sırada görüşüyorum.Kendimi içten içe yaşlı buluyorum.Sizce bu duygular normal mi?

  2. Merhaba para hanım. Bloğunuza hergün bakıyorum ve yeni yazılarınızı görünce mutlu oluyorum. Ekonomik bağımsızlığım için öncelikle maaşımın büyük bölümüyle altın alırdım. Dediğiniz gibi Türkiye de enflasyon çok yüksek ve Tl nin değeri çok düştü. En azından hem harcamalarımı kısmış olurum hem de param değerini korur. Zaten sizle tanıştığımdan beri birşey alırken kırk defa düşünüyorum.Bu nedenle harcamalarım baya azaldı. Teşekkür ederim hayatıma katkılarınızdan dolayı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir