Korona Virüsü ile İlk Hafta

Tam 1 haftadır evdeyiz. Süpermarkete, parka ve bankaya gitmek dışında evden çıkmadık. Eşim işe, çocuklar da okula gitmiyor. Onun dışında hayatımızda değişen bir şey yok. Cafelerin, restoranların kapanması, çeşitli dükkanların kapanması hayatımızı etkilemedi, çünkü sosyal hayatımız alışveriş ve dışarıda yeme içme üzerine kurulu değildi. Kendi içimize kapalı, kimse ile fazla içli dışlı olmadan yaşadığımız için şu anki sosyal kısıtlamalar bizi etkilemedi.

Yaşadığımız mahallede sokaklarda zaten tek tük insan vardı, şimdi de durum aynı. Araba trafiği çok azdı. Şimdi nerede ise yok. Öte yandan parkta sanki biraz daha fazla insan var, ancak kalabalık diyemem. Yaşadığım mahallede fazla Türk yok ve daha önce parkta Türk gördüğümü hatırlamıyorum. İşin ilginç tarafı 1 haftada bizim parkta tam 2 defa Türk gördüm. Uzaktan bile Türk olduklarını tahmin ettim. Neden diyeceksiniz? Birincisi giysileri Belçikalıların giyeceği renkler değildi. İkincisi ellerinde telefonla geziyorlardı. Üçüncüsü şişman insanlardı. Bundan 3 sene önce Türkiye’ye gittiğimizde eşim de ben de Türkiye’de genç-yaşlı fark etmeksizin hemen hemen herkesin kilolu olmasına şaşırmıştık. Belçika’da da durum aynı: buradaki Türkler kilolu.

Süpermarkette ilk günlerdeki kalabalık artık yok. Her şey normal, yani marketlerde sıra yok ve tüm raflar dolu. En güzeli de kimse kimseye 1-1.5 metreden fazla yaklaşmıyor. Keşke sosyal mesafe hep böyle kalsa ve insanlar gereksiz birbirine yaklaşmasa. Çok daha huzurlu oluruz.

Belçikalılar disiplinli insanlar. Yetkililerin söylediklerini dinliyorlar. Üstelik sağlıklı beslenmeye önem veriyorlar. Örnek verecek olursam vejeteryen veya vegan olmak burada artık normal birşey. Obezite pek yaygın değil. Covid-19 virüsünün sağlıksız insanları daha çok etkilediğini duyduğum için sağlıklı beslenmenin salgını önlemede önemli olduğunu düşünüyorum. Bunun için de İtalya’daki kötü durumları burada yaşayacağımızı düşünmüyorum. Dünyada ne olur bilemem, ancak Belçika’da salgın hızla kontrol altına alınır ve hayat normal akışına döner diye tahmin ediyorum. Okulların açılması ve insanların işe gitmesi biraz zaman alabilir. Belki mayıs veya haziran ayını bulur, ancak daha uzun süreceğine ihtimal vermiyorum.

Bu günleri hızlı akan hayatımız için bir duraksama, dinlenme şansı olarak görüyorum. Çocuklarımız ve eşimizle baş başa kalmalı ve evde iyi vakit geçirmeliyiz. Televizyondan, haberlerden, hatta Netflix dizilerinden, telefondan ve İnternetten uzak kalıp tüm dikkatimizi çocuklarımıza, eşimize vermeliyiz diye düşünüyorum. Yalnızsak bu vakti kafa dinlemeye ayırmalıyız. Pazar günü olduğunu, ama yarın ve öbür gün ve sonraki günlerin de pazar olacağını düşünün. Bu devirde dükkanlar açık olmadığı için para harcayacak yerler de yok. Belçika’da biz şanslıyız. Devlet kimseyi iflas ettirip aç bırakmaz diye düşünüyorum.

Çocuklarım parkta oynarken

Saatin olmadığı zamanlarda hayatın nasıl olduğunu hiç düşündünüz mü? Yıllar önce Topkapı Sarayının saat koleksiyonunu görmüştüm. Saatlerde yelkovan yoktu. Muhtemelen insanlar dakika hesabı yapmadan yaşadıkları için. Bugün ise 5 dakika bile geç kalmamak için koşturuyoruz. Sadece geç kalmama stresi bile beni yormaya yetiyor açıkçası. Bünyemizde yarattığı stresi düşünebiliyor musunuz? Şimdi bu karantina zamanları aslında iyi bir dinlenme ve kendimizle baş başa kalma zamanı. Saatleri umursamaya gerek yok. Bir yere yetişme acelesi yok. Böyle her şeyin daha güzel olduğunu düşünüyorum. Yol, acele etmek, sevmediğimiz insanlarla yüz yüze görüşme gibi tatsız ve gereksiz her şey hayatımızdan çıktı. Ben bu günlerin eşsiz bir tatil fırsatı olduğunu düşünüyorum.

Artık insanlar eskisi gibi gerekli gereksiz araba kullanmıyor, çevreyi kirletme hızımız biraz düştü. Akaryakıt fiyatları talebin azalmasından dolayı çok ucuzlamış. Bu son 20 yıldır okuduğum belki de en iyi haberdi. Umarım akaryakıta talep hiç artmaz ve çevre kirliliği azalır. Çevre kirliliğinin korona virüsünden çok daha fazla insan öldürdüğünü biliyoruz.

Şu anda sadece hayatı paylaştığımız insanlarla olmalı,yalnız yaşıyorsak da yalnız kalmalıyız. Düşünsenize dünya ve zaman durmuş gibi. Hiç birimiz böyle bir şeyi daha önce yaşamadık. Bunun bir şans olduğunu düşünüyorum.

Bireysel olarak insanların paniğe kapılmasını saçma buluyorum. Kendinizi izole ettiğiniz sürece korona virüsünden ölme olasılığınız yoldan geçerken araba çarpma olasılığından çok daha düşük. Öte yandan çevre kirliliğinden veya hayvanların etini yemekten, sütünü içmekten kansere, yüksek tansiyona yakalanma riskiniz oldukça yüksek. Hele Türkiye’de yaşıyorsanız veya tipik bir Türk gibi besleniyorsanız obez olma riskiniz çok, ama çok yüksek. Bana kalırsa korona endişe etmemiz gereken en son şey. Bu demek değildir ki alınan önlemler ve kısıtlamalar yersiz. Devletler ekonomilerini koruyabilmek için bu önlemleri almak zorunda kaldı. Bu önlemlere hepimiz vatandaşlık görevi ve toplumsal sorumluluk anlayışı ile uymalıyız. Öte yandan bireysel olarak virüs korkusu yaşamak, strese girmek gereksiz.

Açıkçası geçtiğimiz 1 hafta bana çok iyi geldi. Kitap okumak bile istemiyorum, çünkü dünyanın her sorunu bana çok uzak ve önemsiz gelmeye başladı. Kendimi zihinsel olarak tatilde hissediyorum. Çocukların okulu, eğitim hayatı ile yakından ilgilenirdim. Şu anda okulları bile önemsiz, çünkü okulda vakit geçirmiyorlar. Keşke okul sistemi baştan tasarlansa ve çocuklar günde sadece 4 saat okula gitse. Bence çok daha güzel bir çocukluk geçirirler.

Sevdiğim bir yazar olan Nassim Taleb şöyle demişti: ”Benim için başarı hayatımı yalnız geçirebilmektir”. Açık söylemek gerekirse benim de başarı anlayışım bu. Çok zengin bazı insanların herkesten uzakta, kalelerde yaşadıklarını unutmayın. Trevenian’ın Şibumi kitabında kahraman uzak bir kalede hayatını geçirmeyi seçer. Finlandiya’da örneğin başarı şu demek: evinizden komşunuzun evini görebiliyorsanız hayatta başarılı olamamışsınız demektir. Bu yüzden de korona salgını günleri hayatımızı baştan düşünmek için bir fırsat.

Sevgiler.

“Korona Virüsü ile İlk Hafta” için bir yorum

  1. Merhaba Para Hanım,

    Paylaşımlarınıza tekrar başladığınızı görmek çok güzel. Acaba zahmet olmazsa haftalık yemek düzeninizi açabilir misiniz ? Evde olunca yemek konusu ön plana çıkıyor, sabah-öğlen-akşam sürekli düşünmek zorunda kalıyoruz ne yiyeceğiz diye. Çocuklar olmasa 2 öğün yemek yiyip geçmek pratik ve sağlıklı oluyor ama çocuklarla zorlanmaya başladık. Birde tekrar taşındığınızı anlıyorum yazdıklarınızdan, bir önceki paylaştığınız eviniz sade ve çok güzeldi, bu eviniz de minimalist düzende mi? Taşınmanızın sebebi bahçe ve daha izole bir yaşamı istemeniz mi tabi cevaplamak zorunda değilsiniz başından beri takip ettiğim için sebeplerini merak ettim

    Sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir