Çocuk Kitabı Nasıl Olmamalı

Haberleri her zamankinden biraz fazla takip ediyoruz. Günde 1 veya 2 defa gazetelerin İnternet sayfalarındaki başlıkara bakıyorum. Bugün dikkatimi önemli bir haber çekti. Belçika’nın Genk şehrinde Korona virüsü hastalarının yarısından fazlası Türkmüş. Belçika istatistiklerini altüst etmeyi yine başardık. Bizim insanımız devlete güvenmez. Bunun sonucunu görüyoruz. Paralel sokakta oturan komşumla bahçelerimiz sınır. İlk defa bu komşumu ve çocuklarını pazar günü bahçede gördük. 2 veya 3 aile bir araya toplanmışlar! Tahmin edeceğiniz gibi Belçikalı değil, Faslılar. Belçika’da korona virüsünü kapanların çoğu yabancı kökenli olacaktır, çünkü kurallara maalesf uymuyorlar.

Bir okuyucum çocuklarımın okuduğu kitapları yazmamı rica etti. Aslında kapanmış yarama da tuz bastı. Bu yazımda sadece kötü yazılmış çocuk kitaplarından bahsedeceğim. Çocuklarımın sevdiği iyi kitapları başka bir yazıda anlatacağım.

Çocuklarım bebekken onlara okumak için iyi yazılmış Türkçe kitaplar aradım. Maalesef bulunmuyor. Bu çok yazık! ”İş yok! Para kazanmak zor! Atanamıyoruz” diye bekleyen herkese sesleniyorum: Yapabiliyorsanız oturun ve doğru dürüst çocuk kitapları yazın. Piyasada iyi çocuk kitabı yok. Burada yabancı yazar ve çizerlerin Türkçe’ye çevrilmiş kitaplarından bahsetmiyorum.

Bizim evde 3 dil konuşuluyor. Ben çocuklarla Türkçe konuşuyorum. Eşim çocuklarla Hollandaca konuşuyor. Eşimle aramızda İngilizce konuşuyoruz. Çocuklar Hollandacayı tabii ki çok iyi biliyorlar. Çocuklarım sadece Hollandaca kitaplar okuyor. Neden? Çünkü Türkçe güzel yazılmış ve iyi çizilmiş kitap yok. Türkçe çok sayıda kitabımız var, ancak çoğunun tuvalet kağıdı kadar değeri yok.

Çocuklarım bebek iken onlara Türkçe kitaplar aldırdım. İnternetten ısmarlardım ve her Türkiye’ye gittiğimde valiz dolusu kitapla dönerdim. Büyük oğlum yaklaşık 3 yaşına gelince kitap almayı bıraktım. O yaştan sonra ne okumamızı istediğini bize söylemeye başladı. Okumayı öğrenince zaten kitaplarını kendi seçmeye başladı. Çocuklarım kötü yazılmış kitapları sevmiyor. İyi baskılı, kaliteli resimleri olan ve iyi yazılmış Türkçe çocuk kitabı bulmak nasip olmadığı için hiç Türkçe okumuyorlar.

Öncelikle iyi çocuk kitabının ne olduğunu tanımlayalım. Çocuklar için yazılmış kitaplarda dil hataları olmamalı. Bir şiir yazarken devrik bir cümle kullanmak yerinde olabilir, ancak düz metin çocuk kitabında devrik cümle KULLANAMAZSINIZ!

İkinci olarak çocukta soyut düşünce gelişmemiştir. Bir çocuk kitabı da bunu bilerek yazılır. Bu ne demek? Çocuk kitabında kinaye, mecaz anlatım, teşbih gibi söz sanatları kullanılmaz! Çocukta soyut düşünce 10 yaşından sonra gelişir.

Üçüncü olarak, çocuk kitabını gereksiz sıfatlarla dolduramazsınız, çünkü çocuk olayla ilgilenir. Örneğin ”Kar yağıyor” dersiniz, ama ”Bembeyaz kar taneleri pırıl pırıl elmaslar gibi uçsuz bucaksız gökyüzünden adeta kuş tüylerimişçesine dökülüp içimizi sımsıcak bir sevinçle ısıtaraktan yere doğru süzülüyorlardı” gibi sikimsonik cümleler kuramazsınız!

Bir çocuk kitabında işleyeceğiniz kavramlara son derece dikkat etmelisiniz. Boşanmayı komik dille anlatma, karı koca kavgası ile alay, adaletsizlik gibi temaları örneğin 5 yaş çocuğu için yazılmış kitapta lütfen işlemeyin!

Daha çok şey sayabilirim,ancak tek bir noktaya indirgeyebiliriz: saygılı, doğru dürüst yazın! Bir büyüğün okumaktan zevk almayacağı kitabı çocuk da sevmiyor.

Kötü çocuk kitaplarına örnekler vereceğim. Feridun Oral kitapları oldukça popüler olduğu için zamanında hepsini satın almıştım. Feridun Oral’ın kitapları çok, ama çok kötü. Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler ya, Feridun Oral da Türkiye çocuk kitabı yazarlarının Abdurrahman Çelebisi. Feridun Oral hem kötü bir çizer hem de kötü bir yazar. Çocuğunuza bir iyilik yapın ve bu adamın kitaplarına maruz bırakmayın.

Örnek vereceğim, Kırmızı Kanatlı Baykuş kitabı oldukça popüler. Kitapta gelincik çiçekleri ve elmalar aynı anda oluyor. Oysa ki gelincik mayıs çiçeği, elma son bahar meyvesi. ”Çocuk işte, ne anlayacak! Masal bu, istediğim gibi yazarım! Çizdim oldu! Yazdım oldu!” diyemezsiniz. Çocuğa karşı saygılı olup doğanın döngüsüne sadık bir hikaye uydurma zahmetine katlanıverin bir zahmet!

Feridun Oral’ın bir başka kitabı ”Küçük Fare Bidi”. Bidi adındaki fare hayvanları kamçı yardımı ile, yani döverek ve korkutarak eğitiyor! Durum bu! Kasabaya sirk hayvanları ile dolu sirk geliyor falan. Açıkçası bu kitabı çocuklarıma okumaya utandım. Birisi bu adama lütfen kitap yazmayı bırakmasını söylesin.

Bir diğer popüler kitap Sara Şahinkanat’ın ”Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kız’dan?”. Sara Şahinkanat kafiyeli yazacağım diye Türkçe katliamı yapmış. Kitap baştan sona devrik cümlelerle dolu. Kitabı çocuklarıma cümleleri düzelterek okudum. Hem kafiyeli hem de düz cümle kurmak zor biliyorum, ancak madem beceremiyorsun kafiye inadından vazgeç! Kafiyeli yazacağım diye Türkçe katliamı YA-PA-MAZ-SIN! Biz çocuklara doğru Türkçe öğretmeye çalışıyoruz. Sen kafiyeli yazmak istiyorsan git şiir falan yaz. Bunu yazanın da basanın da yüzüne tüküresim geliyor.

Bir diğer kitap türü de embesilce yazılıp Photoshopla hızlıca ve kalitesiz resmedilmiş kitapçıklar. Bunlardan piyasada binlerce var. Lütfen bunları çocuklarınıza almayın. Ben aldım ve attım. O kadar kötüydüler. Bir tanesine örnek vereceğim: Minik ve Benek (yazan: Nilay Dalyan, Resimleyen: Volkan Dalyan, Elma Çocuk Yayınları). Kitabın içinde şöyle bir cümle geçiyor: ”Güneş pırıl pırıl parlıyordu. Gökyüzü masmaviydi. Ormandan gelen tatlı rüzgarı hissetti ve gülümsedi.” Ne demiştim: çocuklar bolca ve gereksiz sıfatlardan hoşlanmıyor. Bir şeyler olmalı ki çocuğun ilgisini çekebilesiniz. Rüzgarın tatlı olması, güneşin hem de pırıl pırıl parlaması çocuğunuzun ilgisinin anında dağılmasına sebep oluyor. Kadın bunu 1 sayfaya yazmış, kocası da bilgisayarda basit bir resim çizmiş al sana kitap! Çocuğunuza bu tür kitaplar okuyarak okuma aşkı falan aşılatamazsınız! Sizin sıkıcı ve saçma bulduğunuz şeyleri inanın bana çocuğunuz da gereksiz ve saçma buluyor. Çocuklar aptal değil! Lütfen bu tür FIRSATÇILARIN kitaplarını satın alıp onları kitap piyasasında yaşatmayın.

Çocuklara okumak için Nasreddin Hoca kitapları da almıştım. O kitaplar da tam bir facia! Şöyle anlatayım, bunları babam oğluma okumaya kalktı. Aradan 10 dakika geçince adam küfrederek kitabı duvara fırlattı! Örnek vereceğim, Mustafa Balbay’ın ”Nasreddin Hoca ile Çocuklar” kitabı tam bir Türkçe katliamı. Şimdi Mustafa Balbay Ergenekon davalarında haksız yere hapislerde yattı ya, ben de kendisini yetkin bir yazar zannedip birkaç kitabını aldım. Aman Allah’ım almaz olaydım. Kitaptan birkaç alıntı yapayım kendiniz görün:

”Evinin önündeki ağacın dibinde,Çocuklarla sohbet ediyormuş Hoca.Çocuk demek merak demek,çocuk demek soru demek…Sonra gelir yemek içmek…”

Bu ne şimdi! Saçmalığa bakar mızınız? Ben bunu Lise 1. sınıf kompozisyon dersinde yazsam zayıf alırdım. 5 yaşında çocuk sizce ”çocuk demek soru demek … sonra gelir yemek içmek” gibi sıçmık cümleyi dinler mi? Ben okumaya utanıyorum. Çocuğu geçtim, siz bunu okumaktan zevk alıyor musunuz? Okurken içimden ”Mustafa Balbay keşke girdiği hapisten çıkmasaydı da biz onun tuvalette sıçarken yazdığı çocuk kitaplarına maruz kalmasaydık” diye geçirdim. Adamın çocuklar için seçtiği fıkralar şunlar:

1. Nasreddin Hoca’nın karısı bir gece üçüz doğuruyorken Hoca ebeye lambayı tutuyor. Hoca tam üçüncü bebek anne rahminden çıkacakkken lambayı söndürüyor(!), çünkü üçüz bebek bakabilmek için bütçesi yok ve bebeğin ana rahminden çıkmasını istemiyor!

2. kadına saygısızlık konulu fıkralar (Nasreddin Hocanın karısı çok aptal. Hoca diyor ki, benim hanımda beyin yoktu ki! Nasıl oldu da düşünebiliyor!)

3. dayağın cennetten çıkma olması ile ilgili fıkra…

4. Hoca karısı ile kavga edip boşanıyor olaylar gelişiyor…

Küçük çocuğa okumayı geçtim, ben bu fıkraları kahvede oturup karısını tarlaya gönderen amcalar okur anca diye düşünüyorum. Birbirlerine anlatıp sesli sesli gülerler. Mustafa Balbay çocuklarımıza bu fıkraları uygun görmüş. Mustafa Balbay hapishaneye girip ünlü oldu ya, bunu paraya çevirmenin yolunu bulmuş: Çocuk kitapları yazıyor!

Gelelim başka bir kitap türüne: Atatürk konulu dogmatik kitaplar. Bunlar Peygamber Efendimiz konulu dogmatik kitaplar da olabilir. Artık hangi partiyi tuttuğunuza göre durum değişir. İncila Çalışkan’ın ”Altın Saçlı Deniz Gözlü Çocuk” diye kitabını almış bulundum. Küçük Mustafa Kemal’in çocukken nasıl da muhteşem bir çocuk olduğunu anlat anlata bitiremeyen saçma sapan bir kitap. Resimler korkunç! Photoshopla aynı gülümsemeyi bütün yüzlere copy-paste yapmışlar üşendiklerinden.

Türkiye’den aldığım çocuk kitapları bu şekilde özensiz, çürük, boktan çıktı. Bu insanlar çocukların aptal olduğunu düşünüyorlar ve anne babaları da aptal yerine koyuyorlar. Onların kitapları birer para tuzağı. O kitapları yayınlayan yayın evleri de saygıyı hak etmiyor (Cumhuriyet Yayınları, Yapı Kredi Yayınları dahil) Bu tür yazarlara tavsiyem şu: Siz ne olursunuz kitap yazmayın! Para kazanmanın daha şerefli yoları var.

Zamanla Türk yazar-çizerlerin kitaplarını almayı bıraktım. Ne yazık ki Türkiye’de işini iyi yapan yazar ve çizer yok. En azından ben bulamadım. Eğer siz bulduysanız lütfen haber verin.

Sevgiler,

“Çocuk Kitabı Nasıl Olmamalı” için 4 yorum

  1. Bir gün de sevdiğiniz yetişkin kitaplarından bahsedersiniz umarım. Belki alakasızdır ama Stoacı düşünürlerin tavsiye ettiği sade, gösterişten kaçan, doğayla iç içe yaşamdan izler görüyorum paylaştığınız kadarıyla hayatınızda.

  2. Çok güzel yazmışsınız. Ufkumuzu açtınız. Çok haklısınız yazdıklarınızda. Mesela yayınevinden aldığımız bir kitapta şekerler çikolatalar gibi resimler oluyor. Ya da hikayelerinde şekerli şeyleri yemek normal gösteriliyor.

    1. Funda Özlem Şeran, kendim de okuyup çocuklarıma güvenle okuttugum bir yazar, çocuk kitapları sade, eğlenceli ve öğretici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir