3 Çocuk Yapmak

Para hanım , 3 yılda 3 çocuk dünyaya getirdiğinizi ifade etmişsiniz yazınızın birinde . Zor olmadı mı ? Sadece doğum yapmak bile çok acı verici ve stresli bir olay . Bebek büyütmesi yorucu ve yıpratıcı . Üst üste her sene lohusalık sürecini yaşamak her bünyenin kaldıracağı bir şey değil . Nasıl bu süreçlerin üstesinden geldiniz ? Çocuklarınız kolay bebeklerdi sanırım . Kolay derken uyku sorunu olmayan , sizi uykusuz bırakmayan , devamlı kucak istemeyen , kendi kendilerini oynatabilen bebeklerdi galiba .Bu konuda da bir yazı yazmanızı bekliyorum .mesela bebeklere kendiniz mi baktınız yoksa aile büyüklerinden destek yardım aldınız mı ? Bakıcı tuttuğunuz bir dönem oldu mu ? Uyku eğitimi verdiniz mi ?çok ağladıklarında sinir krizi geçirdiğiniz oldu mu ? Ek gıdaya geçiş sürecinde zorlandınız mı ? Bu soruların cevaplarını merak ediyorum .Sizi peş peşe üç çocuk dünyaya getirme cesaretini gösterdiğiniz için takdir ediyorum ve yazınızı bekliyorum

İlk çocuğum doğduğunda 35 yaşındaydım. Çocuk doğurma konusunda o kadar cahildim ki 35 yaşından sonra çocuk doğurmanın imkansıza yakın olduğunu düşünüyordum. Annem ebe ve bana sık sık 35 yaşını geçen kadınların ”yaşlı anne” olduğunu söylerdi. Ne yazık ki annem son derece cahil ve olumsuz bir insan. En kırılgan zamanlarımda en kırıcı, en söylenmeyecek sözü söyler ve asla destek olmaz. Sayesinde, çok güçlü kalabilmeyi öğrendiğimi söyleyebilirim. Kaç yaşında olursanız olun, lütfen kimsenin size bu sözleri söylemesine izin vermeyin. Söyleyen kişi anneniz olsa bile.

İlk çocuğumun hamileliğinde yanlış beslenme sonucu aşırı kilo aldım. 52 kilo ile başladığım hamileliği 96 kilo ile tamamladım. O zamanlar sütün, yoğurdun, peynirin sağlıklı olduğunu düşünüyordum. Onlardan bol bol yiyip içtim. Hepsi bana fazla kilo olarak geri döndü. Hamileliğimin sonlarına doğru artık yürüyemiyordum, çünkü belimde sorun oluştu.

O dönem görümcem ve eşi vegan oldular. Görümcem aynı zamanda çölyak hastası. Bize yemeğe gelecekleri zaman ”çimenleri biçmeyelim bari de otlasınlar” gibi iğrenç bir espiri yaptığımı hatırlıyorum. Görümcem vegan olarak geçirdiği hamileliğinde hiç kilo almadı. Kendisini sevmem, ama doğruya doğru, keşke onun yaptığı gibi hamileliğimden önce vegan olsaydım.

İlk çocuğumu emzirmeye alışmam, sütün gelmesi zor oldu. Sanırım çocuk 1-2 gün hiç birşey içemedi, çünkü sürekli ağlıyordu. Bu arada doğumdan sonra ayağa kalkabilmem birkaç gün sürdü ve ben tekrar bir gün yürüyebileceğime bile inanmıyordum. Zaten sezeryen ile doğurdum. Aynada kendimi tanıyamıyordum, çünkü ödem oldum ve balon gibi şiştim.

İlk çocuğa bakmaya alışmak zor oldu, ama alıştım. 1 yaşına kadar evde kendim baktım. 1 yaşına gelince çalışmaya başladım ve babam çocuğuma bakmaya başladı. Sağolsun Belçika’ya geldi ve bizimle yaşamaya başladı.

İkinci çocuğuma hamile kalınca işten ayrıldım, babam da Türkiye’ye döndü. Kızım doğunca da birkaç ay çalışmadım. İki çocukla düzeni oturtunca yine babam geldi ve ben işe döndüm. Sağlık sorunlarım devam ediyordu. Bir toplantının sonunda ayağa kalkamayacağımı sanmıştım. Kiloları vermiştim, ancak magnezyum eksikliğinden dolayı bacaklarım tutmuyordu. Sabahları yataktan zor kalkıyorum. Bu arada işte süt pompası ile süt sağıyordum. O sütü babam ertesi gün evde bebeğe içiriyordu. 6 ay kadar çalışınca 3.çocuğuma hamile kaldım ve yine işten ayrıldım. 3.doğduktan sonra yine 3 ay kadar kendim baktım sonra yine işe dönmek istedim. Annemle babam 6 ay kadar çocuklara baktılar. Ben tabi ki yine her gün süt pompası ile süt sağıyordum. Bir ara mastit oldum. Çok korkunç bir hastalık. Sonra annemle babam da Türkiye’ye dönmeye karar verdiler. Ben fellik fellik bakıcı ve kreş aradım. Çocuklarımıza bazen bakmaya gelen Afgan bir kız vardı. Ona çocuklara bakması karşılığında ayda 1200 euro teklif ettim, çünkü kendisi işsizdi. Kabul edeceğini düşünüyordum, çünkü babası hasta, annesi ev hanımı bunlar da 18 yaşını geçmiş 4 kardeş hepsi evde işsiz yatıyordu. Çok parasız olduklarından, işsizlikten yakınır dururlar ben de onların haline üzülürdüm. Kullanmadığım eşyaları hep onlara verirdim. Ben ona devamlı çocuk bakıcılığı teklif edince kız bana ”Siz sabah 6:30’da işe gitmek için çıkıyorsunuz. Ben her gün o kadar erken kalkamam” dedi ve işi kabul etmedi. O an bende bazı jetonlar düştü. Biz de çocukları kreşe verdik. Büyük çocuğumuz zaten 3.5 yaşındaydı ve anaokuluna başladı.

Bu arada evde 15-20 temizlikçi değiştirdim. Kimi 1 gün, kimi 1 ay, kimi 1 yıl kaldı. Her çeşit insanı gördüm ve evimde temizlikçi çalıştırmaktansa eşyalarımdan kurtulmaya karar verdim. Minimalizmi öğrendim. Şimdiye dek aldığım en doğru karardı.

Yukarıdaki süreci hızlı hızlı anlattım. Zor oldu mu diye sorarsanız cevabım kocaman Evet. Çok, ama çok zor oldu. Ancak en güzel şeyler zorluktan doğar derler ya, o dönem hayatımda dönüm noktası oldu. Dedim ki ”Ben niçin çocuklarımı bırakıp işe koşuyorum? Niçin revirlerde süt sağıp çocuklarımı doyurmaya çalışıyorum? Niçin çocuklarıma bakması için tembel afganlardan medet umuyorum?” Tek bir cevabı vardı: PARA İÇİN. İşimi elbette severek yapıyordum, ancak evde 3 bebek varken işimi seviyorum diye çalışmaya koştur koştur gitmiyordum. Çalışmasam aç mı kalırdım? Elbette hayır. Çok şükür eşimin geliri gayet rahat yaşamamıza yetiyordu, AMA… işte ”ama” sı var. Teknoloji alanında çalışıyordum. Bizim meslek erkek egemen bir meslek. İşi bırakıp 2-3 sene ara verdiğiniz an kariyeriniz yanıyor. Onu göze alamadım. Şöyle düşündüm ”Tamam, bugün eşim var ve çalışıyor, ama gelecek ne gösterir belli olmaz. 3 çocukla ben 4 boğaz, sadece eşimin gelirine nasıl güvenelim? Ya bir gün bir şey olur ve çalışamazsa?” O an birikim ve yatırım yapmanın şart olduğuna karar verdik. 2015 yılında da ilk yatırımlık dairemizi almış olduk. 2016 yılında işten ayrıldım.

Açıkçası bu süreç çok yıpratıcı oldu, ancak şu an çocuklarıma bakınca her şeye değdiğini düşünüyorum. Kendime bakınca da memnunum. Bu zorluklar olmasa yatırım yapmak aklıma gelir miydi bilmiyorum. Herşeyden önemlisi de minimalizmi öğrenmeye ve uygulamaya başladım. 10 senede 4 ev değiştirdim. Bir sonraki evimde öncekine göre hep daha az eşya oldu.

Algımı değişmesine çevrem sebep oldu. Örneğin İstanbul’da yaşarken içinde bulunduğum çevrede kimsenin 1 veya 2’den fazla çocuğu yoktu. Ancak Antwerp’te durum böyle değil. 3 çocuklu bir aile büyük bir aile sayılmıyor burada. Hele de Ortodoks Yahudi mahallesinde yaşadığınız zaman 3 çocuklu aileye ”büyük aile” demeye utanırsınız. Çevremde veya sokakta gördüğüm en az çocuğu olan kadının çocuk sayısı 4 ve aile başına ortalama çocuk sayısı 7. Yakın bir arkadaşımın 5 çocuğu var. Böyle bir ortamda 3 çocuk büyütmenin zorluklarından yakınmam yakışık almıyor. Bu çok çocuklu annelerin büyük bir kısmı çalışmıyor, ancak aralarında bir işte çalışanlar veya iş sahibi olanlar da var.

Çocuk sahibi olmanın psikolojik olarak yıpratıcı olduğunu inkar edemeyiz. Yaklaşık 3-4 sene kadar uykusuz gezdik. Şunu hatırlıyorum, 3.çocuğum doğurur doğurmaz hastaneden çıkmıştım ve 3.sezeryen doğumumdu. Evde 3 yaşın altında 3 çocukla yalnızdım, çünkü eşimin çalışması gerekiyordu. O an 5 dakika uyumak istediğimi, ama her üç çocuğun da kucak için ağladığını hatırlıyorum. Yeni bebek dünyaya, kardeşler yeni bebeğe alışmaya çalışıyordu, ama benim ayakta duracak mecalim yoktu. Hepsi geldi geçti ve unutuldu tabi.

Sanırım benim en büyük şansım eşim oldu. O çok ilgili bir baba. Gece çocuklar ağladığında uyanır ye yanıma getirirdi. Ben ise gözlerimi açmadan emzirirdim. Başımda bekler, sonra çocuğu alır yatağına yatırırdı. Sabah her ikimiz de 6:00’da kalkar işe giderdik.

En zor olan elbette ilk çocuk. Aileye 2.çocuk katılınca zorluk biraz artıyor, ancak 2 kat daha zor olmuyor. 3.çocukla yine artıyor, ancak bu arada diğer ikisi büyümüş ve biraz akıllanmış oluyorlar. Kardeşleri olunca sabırlı olmayı, sıra beklemeyi, paylaşmayı öğrenmek zorunda kaldıkları için idare edilmeleri biraz kolaylaşıyor. Şu anda ise çocuklarım ayrılmaz üçlü gibi her gün ve her an aralarında oynuyorlar. Onları her an eğlendirmek ve oyunlar icat etmek zorunda değilim.

Şu an nerede ise 44 yaşındayım. Biraz tahammülsüz ve biraz yorgun olduğumu söyleyebilirim. Bunun sebebi 3 çocuk doğurmam mı? Bilmiyorum. Öte yandan hiç çocuğu olmamış yaşıtlarımda da aynı bıkkınlığı görüyorum. İş hayatından ve insanlardan soğmuş. 1-2 yakın arkadaş hariç herkesle arasına mesafe koymuş birçok arkadaşım var.

50 yaşını geçmiş, ununu eleyip eleğini asmış bir arkadaşım var. Ona çok imreniyorum. Çocukları büyümüş, evlenip evden gitmişler. Fotoğrafçılıkla ilgileniyor ve gördüğüm en iyi birkaç fotoğrafı çeken insan. Her sene 3-4 defa değişik ülkelere gidip doğa fotoğrafları çekiyor. Evinde stüdyosu var, orada onları işliyor ve sanat eseri haline getriyor. Hayatta çok yakınları dışında kimseyi ve hiçbir şeyi kafasına takmıyor. Sadece hobisi ile ve sevdiği şeylerle ilgileniyor. Ben de onun gibi olmak istiyorum.

Sevgiler,

“3 Çocuk Yapmak” için 10 yorum

  1. Istanbulda yasiyorum ,tek cocugum var.bir anda 3 cocuk yapabilecek kivama geldim bu yaziyla.tek cocukta kalma sebebim burda cocuklarin evlere tikali yasamasi,yogun is hayati (dishekimiyim) yuzunden cocuguma zaman ayiramamak ve tabi okul vs masraflarinin cok agir olmasi.TUrkiyede ne yazik ki hayat cok agir …sizi tebrik ediyorum ve bol sabirlar diliyorum…

    1. Sizi çok iyi anlıyorum. Bizim burada durum farklı. Devlet çocuk parası veriyir. Çocuğa müzik, spor gibi okul dışı etkinlikler nerede ise bedava. Okullar gayet iyi ve okul masrafları kanunen yıllık 100euro ile sınırlı. Zaten zengin, fakir herkes aynı okula gidiyir. Ebeveyn izni veriliyor 4 ay. Haftada 4 gün çalışma hakkınız var. Kimse fazla mesai yapmıyor. Her yer yeşil alan ve park. Üniversite eğitimi bile bedava. Bu koşullarda Türkiye’de en zenginler bile yaşayamaz, çünkü para ile satın alınmayacak koşullardan bahsediyorum, çünkü biri yer biri bakar durumu yok. Insanlar bahçeli evlerde yaşayabiliyor ve bunun için zengin olmanız gerekmiyor. Hayat daha az stresli insanlar da doğal olarak çok çocuk yapmayı düşünebiliyor. Sevgiler,

  2. 3 yılda 3 sezeryan doğum çok riskli Para hanım . Bir hekim olarak söylemek isterimki ; Türkiye’de biz sezeryan doğumlar arasında 2 yıl ara verilmesini salık veriyoruz. Ayrıca sezeryan yöntemi ile doğumlarda normalde iki maximum üç çocuk diyoruz . Hem zaman aralığı hem sayı olarak sınırları zorlamışsınız.

    1. Bence siz temelsiz bilgilerle bol keseden tavsiye dağıtmayın, hele de sorulmadıysa. Tıp okudunuz diye kadınların rahimlerine ortakçı olmuyorsunuz sonuçta.

      1. Para hanım , ben bu bloğu okuyucularınızın fikirlerini özgürce dile getirebildiği , ifade özgürlüğüne saygı duyulan bir blog olduğunu düşündüğüm için takip etmekteydim ancak yanıldığımı bu yorumunuz ispatladı. Yaptığım yorumda kırıcı , saygısız , sert hiçbir unsur yok . Sadece bir hekim olarak ,ifade özgürlüğü sınırları içerisinde görüşümü dile getirdim . Ancak sizin sert ve çirkin üslubunuz beni çok şaşırttı . Çok tahammülsüzsünüz gerçi bunu kendiniz de yukarıda itiraf etmişsiniz . Avrupa’da yaşıyorsunuz ama Avrupa kafası yok sizde . Demekki Avrupa’da yaşamakla Avrupalı olunmuyormuş . Bunun ispatı sizsiniz . Neyse size çok görmüyorum bunu . Nede olsa cahil , olumsuz , sabit görüşlü bir annenin elinde yetişmişsiniz . İnsan yaşamının ilk bin günü çok önemli . O ilk bin gün tüm yaşamı etkiliyor . İlk bin günde annenizin davranış şekli size şekil veriyor. Bana anneni söyle sana kim olduğunu söyleyeyim . Yukarıda anneniz için saydığınız özelliklerin hepsi sizde de var inkar etseniz de . Herneyse artık bloğunuzu takip etmeyeceğimi bilmenizi istiyorum. Size hoşgörülü , diğer insanların fikirlerine saygılı , özgürlükçü günler diliyorum

  3. Para hanım öncelikle sizi tebrik ediyorum , çalışkanlık ve azminizin hayranıyım .

    Anneniz ile ilgili söyledikleriniz içimi sızlattı . Maalesef kutsal anne diye bir kalıp uydurmuşlar ve anneliğe hazır olmayan yeterli olmayan insanlar bilinçsizce bu kalıbın arkasına sığınıyor . Küçük kızların başlarına ne geldiğini anlamaları ise çoğu zaman anne olmalarıyla başlıyor . Derler ya anne olunca annemi anladım evet nekadar özverisiz , bencil , negatif , cahil olduklarını da anlıyoruz . Varolan annenin yokluğu diye bir kitap var orada bir annenin rehberliğinin hangi konuları içerdiğini ayrıntılı açıklıyor . Misal akşam yatırırken size masal anlatır mıydı , benim güzel kızım akıllı kızım deyip saçınızı tarar mıydı ? Bir nevi hayata olumlu motive edip sizi güçlendirir miydi ? Eksikliğin ne olduğunu anlamak bile uzun zaman alıyor . Olumlu yan , kendi başına yeten dirayetli kadınlar yetişiyor olumsuz yan ise yaşanılan travmalar oluyor ve maalesef farkına vardığımızda o küçük kız büyümüş kocaman kadın olmuş o acımasız anne pamuk saçlı yaşlı bir kadın olmuş , kime neye hesap sorulacak ?

    Şükür ki okuyup düşünen insanlar arttıkça sorgulamalar artacak , kalıplar irdelenecek …

    Sevgilerimle

    1. Merhaba Sevgili Aradaşım,
      Duygularımı benden çok daha güzel anlatmışsınız.
      Maalesef “kutsal annelik”, “kutsal ülkemiz” ya da her türlü kutsama sorgulamadan itaat etmemiz için uyduruluyor. Ben daha 20’li yaşlarımda annemin sağduyulu ve akıllı bir kadın olmadığını biliyordum, ancak ona o kadar candan bağlıydım ki onun yönlendirmesi ile yanlış, tutarsız, özüme ters gelen işler yaptığım oldu. Ne zaman ki evlendim ve kendi çocuklarım oldu annemin ne kadar yoz bir insan olduğunu daha iyi anladım, çünkü onun yaptıklarının yarısını bile çocuklarıma yapmayı aklımdan geçiremem. Annem beni hiç umursamadığı gibi, benim her tür iş ve okul başarımı arkadaş çevresine hava atmak için kullandı. “Başarısız” olduğum zamanlarda ise en ağır suçlamalara maruz bırakıp beni utanç kaynağı ilan etti. Böyle zamanlarda beni eve bile almadığı zamanlar oldu, insanlar beni onun çevresinde görecekler ve o da “rezil” olacak diye. Ben bunu değil çocuğuma, arkadaşım dediğim insanlara bile yapmayı düşünmem.
      Benim şansım 15 yaşında evden ayrılmam oldu. Bu sayede annemin yörüngesinden çıkıp yıllar içinde duygusal bağlarımı koparabildim. Duygusal bağımı kopardıkça ona kızmamaya, olduğu gibi kabul etmeye başladım. Öte yandan hayatımla ilgili fazla ayrıntı da vermiyorum ve mesafemi hep koruyorum. Başka bir ülkede ailemden uzak yaşadığım için de şanslıyım.
      Çocuklarıma hep şunu söylüyorum:”size zarar veren ve mutsuz eden herkesten uzak durun, o kişi ben olsam bile”.

  4. Para hanım , ben bu bloğu okuyucularınızın fikirlerini özgürce dile getirebildiği , ifade özgürlüğüne saygı duyulan bir blog olduğunu düşündüğüm için takip etmekteydim ancak yanıldığımı bu yorumunuz ispatladı. Yaptığım yorumda kırıcı , saygısız , sert hiçbir unsur yok . Sadece bir hekim olarak ,ifade özgürlüğü sınırları içerisinde görüşümü dile getirdim . Ancak sizin sert ve çirkin üslubunuz beni çok şaşırttı . Çok tahammülsüzsünüz gerçi bunu kendiniz de yukarıda itiraf etmişsiniz . Avrupa’da yaşıyorsunuz ama Avrupa kafası yok sizde . Demekki Avrupa’da yaşamakla Avrupalı olunmuyormuş . Bunun ispatı sizsiniz . Neyse size çok görmüyorum bunu . Nede olsa cahil , olumsuz , sabit görüşlü bir annenin elinde yetişmişsiniz . İnsan yaşamının ilk bin günü çok önemli . O ilk bin gün tüm yaşamı etkiliyor . İlk bin günde annenizin davranış şekli size şekil veriyor. Bana anneni söyle sana kim olduğunu söyleyeyim . Yukarıda anneniz için saydığınız özelliklerin hepsi sizde de var inkar etseniz de . Herneyse artık bloğunuzu takip etmeyeceğimi bilmenizi istiyorum. Size hoşgörülü , diğer insanların fikirlerine saygılı , özgürlükçü günler diliyorum

    1. Merhaba,
      Siz neye, hangi araştırmaya dayanarak kadınların sezeryen sonrası en az 2 sene doğurmaması gerektiğini savunuyorsunuz? Bana nefret kusmacağınıza bunu açıklayın, çünkü son derece temelsiz bir tavsiye bu. Tıp literatüründen güncel kaynak gösterin bana. Ben sizden geçmiş doğumlarımla ilgili görüş ve tavsiye istemedim. Burada hayatımı okuyuculara açıyorum diye hakkımda her türlü kişisel yorumu yapma hakkına sahip olmuyorsunuz. Sizi memnun edecek şeyleri yazmak zorunda hiç değilim, çünkü burası benim blogum. Haddinizi bilin!
      Tepkimin sebebi: Doktor olmanız, kadınlara temelsiz tavsiyeler dağıtıp insanların hayatını yönlendirme hakkı vermiyor size. Kadınların doğurma kararına bu şekile müdahale edemezsiniz!

  5. Merhaba Para Hanım,
    Çocuklarınıza tasarruf yapmak ve para yönetimi ile ilgili nasıl eğitiyorsunuz?Ben birçok ailede (benimki dahil) bunun eksik olduğunu düşünüyorum ve çocuğumun farklı olmasını istiyorum.
    Teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir