İş Hayatının Köleleştirilmesi

İkinci dünya savaşından sonra Avrupa’da oldukça geniş sosyal haklara sahip bir iş kültürü oluştu. Çalışan insanlar -ne iş yaparlarsa yapsınlar- kazançları ile temel bir refah düzeyine sahipti. İşverenin sınırları belli, çalışanın sınırları belliydi: çalışan işverenin iş tanımı ile belirlediği işi 8 saatliğine profesyonel bir tutumla yapar, iş saatleri dışında kalan zamanda istediği gibi yaşardı. İşveren işi yapacak beceriye sahip insanı -sadece- 8 saatliğine istihdam eder, zamanın geri kalanı çalışana aitti ve işveren özel hayatında çalışanın ne tür seçimler yaptığına karışma hakkına sahip değildi.

Günümüzde ise bütün dünyada iş hayatı ile özel hayat arasındaki sınırların kalktığını görüyoruz. Öyle ki işveren artık sadece o işi yapacak insan aramıyor. Belli bir kişiliğe ve davranış kalıbına uyan insan istihdam etmek istiyor. Aranan kişilik özelliklerinin çoğu zaman işin ne kadar verimli ve iyi yapıldığı ile alakası yok. Türkiye’den örnek verecek olursak belirli bir siyasi görüşe sahip insanlar iş alımında açıkça tercih ediliyor. İşveren çalışanın sadece 8 saati üzerinde değil, bütün hayatı, yaşam tarzı ve kişiliği üzerinde söz hakkı olduğu varsayımı ile hareket ediyor. Çalışanlar yazıya dökülmemiş ve dillendirilmeyen bazı normlara uymak zorundalar. Tam da bu nedenle iş hayatı bir kölelik düzenine dönüşmüş durumda. İşverenler iş başvurusu yapanların sadece özgeçmişlerine değil çeşitli sosyal medya profillerini de itina ile inceliyor. Çalışma hayatı bir serflik, ortaçağ derebeyliğine dönüşmüş durumda. Az ücretle çalışan insanlar onurlu bir şekilde yaşamakta güçlük çekiyor ve hayat standartları işverenin keyfiyetine kalıyor. Serfliğin ve derebeyliğin iyi yanı herkesin iş güvencesinin olmasıydı. Günümüzde ise iş güvencesi bile yok, çünkü işsizlik oranları %10 seviyelerinde. Çarkın dönebilmesi için işsizlerin olması gerekiyor. İşini kaybeden evini de kaybetme, karnını doyuramama, çocuğuna bakamama korkusu yaşıyor. Bu anlayışın iş istihdamında din, dil, cinsiyet, yaş, politik görüş gibi her çeşit ayrımcılığı körüklediğini açıkça görüyoruz. İşveren sofistike bir hayat görüşüne ve zengin düşünsel dünyaya sahip çalışan istemiyor. Onun yerine düz, tahmin edilebilir tepkiler veren, kolay yönetilir çalışan arayışında. Türkiye’yi geçtim, Avrupa’da Ekonomi ve İstihdamdan sorumlu bakanlıklar okul müfredatları üzerinde söz sahibi. Bundan 10-15 sene kadar önce MENSA üyesi bir iş arkadaşım vardı. Bana MENSA üyesi olduğunu işverenimize bildirmediğini, çünkü bunun kariyerini kötü etkileyebileceğini söylemişti. Haklıydı da. Not etmekte fayda var, teknoloji üreten bir şirkette çalışıyorduk. İş dünyasında çalışanlar arasında dayanışmacı iş ilişkileri de kalmadı, çünkü iş hayatı çalışanlar için sonsuz bir rekabet ortamına dönüştü. İşsizliğin en az %10 olduğu sistemde herkes sürekli bir kovulma korkusu ile yaşıyor. Kimse vazgeçilmez değil.

İş hayatının hızla kölelik düzenine dönüştüğü böyle bir ortamda kişinin ekonomik bağımsızlığını elde etmesi, yani çalışmadan da hayatını onurlu bir şekilde sürdürebilecek gelire sahip olması çok büyük önem kazandı. Günümüzde herkesin öncelikli gayesi çalışmadan geçimine yetecek kadar pasif gelir sahibi olabilmek olmalı. Barınma, yemek, sağlık, aile kurma gibi temel ihtiyaçlarını çalışmadan da giderebilen insan onurlu çalışabileceği ve kendini gerçekleştirebileceği bir çalışma hayatı ister ve bundan azına razı olmaz. Temel ihtiyaçlarını çalışmadan gideremeyecek durumdaki insan ise köleden farklı değildir. Şartlar ne kadar olumsuz olursa olsun boynunu büküp köle gibi çalışmak zorundadır.

“İş Hayatının Köleleştirilmesi” için bir yorum

  1. Maaşından başka gelirin yoksa fakirsin diyorlar ya çok doğru , fakirden de öte , onurun kişiliğin nerdeyse uyanık kaldığın tüm zamanın da heba olup gidiyor .
    O sebeble lüksü filan bırakıp minimumda yaşayıp pasif gelir yaratmak önceliğimiz olmalı .
    Şu an istediğim saatte uyanabiliyorsam , mevsimlerin geçişini his edebiliyorsam , oğluma odaklanabiliyorsam vaktiyle modaya , abartıya kaçmadan sade yaşayıp yatırım yaptığım içindir . Nerdeyse her gün şükür ediyorum 🙏
    Bence bu yazınız da mükemmel , gençler okuyup ilham almalı .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir