Kilolar ve Sağlık

Klasik bir cümle ile başlayacağım: çocuklarım olmadan önce inceciktim. Evet evet, bu cümleyi söyleyenlere hep kızardım. Çocuklardan dolayı mı, yoksa kötü beslenmeden mi bilemiyorum, ancak şu anda benim de beden kitle endeksim 25.6 ve olmam gerekenden 2 kilo fazlayım. Maalesef bel çevrem de olması gerekenden fazla. Bunun estetik kaygılarına bakmıyorum, çünkü kemik yapımdan dolayı ince görünüyorum. Giydiğim yakışıyor ve kendimi iyi hissediyorum. Ne yazık ki kan değerlerim sağlığımın tehlike altında olduğunu söylüyor. En son yaptırdığım kan testine göre kötü kolesterolüm olması gerekenden biraz yüksek çıktı ve karaciğer değerlerim de aynı şekilde yüksek. Hem kan değerlerim hem de bel çevresi yağlanması Tip-2 diyabet riski, kanser riski ve kalp-damar hastalıklarına yakalanma riski taşıdığıma işaret ediyor. Ailemde bu hastalıklara karşı genetik yatkınlık olduğu için paniğe kapıldım. Diyetisyenim sağlığıma dikkat etmem konusunda beni uyardı ben de beslenmemde değişiklik yaptım.

Diyetisyene gitmemiş olsam kan testi yaptırmayacak ve kronik hastalık riski taşıdığımı anlamayacaktım. Diyetisyene gitme fikrini bir arkadaşım verdi. Bundan önce nasılsa sağlıklıyım diye biraz kilo aldığımda kendi kendime diyetler yapardım ve zayıflardım. Ramazanda genellikle fazla kilolarımı kaybediyordum, ancak ramazandan sonraki aylarda -özellikle kışın- verdiklerimi geri alıyordum. Genellikle sağlıklı beslendiğimi düşündüğüm için 1-2 kilo fazlalığa anlam veremiyordum(akşam geç saatlerde yediğim dondurmaları saymazsak). Sevdiğim bir arkadaşım iyi bir diyetisyen önerdi ve ben de ona mail yazıp vegan olduğumu anlattım. O diyetisyen de veganlık konusunda uzman başka bir meslektaşına yönlendirdi.

Diyetisyene gitme fikrine sıcak bakmıyordum, çünkü veganlığı hayat tarzı olarak benimseyen birisini et ve yumurta yiyen bir diyetisyenin anlayamayacağını düşünüyordum. En son istediğim şey gittiğim diyetisyenin beni hayvan derisinden yapılmış bir koltuğa oturtup hayvansal ürünler yemediğim için gizliden gizliye yargılamasıydı. Diyetisyenimden çok memnun olduğumu söyleyebilirim. Corona zamanlarında bile Zoom ile görüşüp bana yardımcı oldu.

Diyetisyenim aslında vegan değil, sıkı vejeteryen. Cayna dinine mensup ve caynalar aynı benim gibi hayvanlara karşı her türlü sömürü ve şiddete karşılar. Üstelik caynalar binlerce yıldır vejeteryan veya vegan(kendisi Hintli) o yüzden mutfak kültürlerinde kesinlikle et, yumurta, balık yok. Diyetisyenimin eşi vegan olduğu için de günlük olarak vegan yemekler hazırlayan birisi. Benden ilk olarak ayrıntılı kan testi istedi. Bu testte D vitamini değerim oldukça düşük çıktı. Avrupa’da yaşayan kadın ve çocuklarda sık görülen bir eksiklik bu. B12 vitamin değerim ve demir de alt sınırlardaydı. Zaman zaman B12 takviyesi alsam da son zamanlarda aksatmıştım. Bana hemen D vitamini hapına başlamamı önerdi. B12 ve demiri ise beslenme yolu ile almam için diyet önerdi. Kendisine yemek düzenimi anlattığımda karbonhidrat ağırlıklı ve tek yönlü beslendiğim sonucunu çıkardı. Fazla karbonhidrat ve eksik protein alıyomuşum ve bu yüzden de doygunluk hissi oluşmuyormuş. Sonuçta ben Türk yemekleri yapmaya devam ediyordum, sadece et ve sütü o yemeklerden çıkarmıştım. Tofu, seitan gibi gıdalara ise güvenemediğim için mutfağıma sokmuyordum. Diyetisyenim bana güvenebileceğim proteinli gıdaların listesini verdi. Hem katı hem de cıvık tofuyu gönül rahatlığı ile yiyebileceğimi söyledi. Tofulu salata ve omlet tarifleri verdi. Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği menüleri hazırladı. Krilden elde edilmiş vegan Omega-3 hapları da önerdi. Sayesinde daha önce yemediğim chia, keten tohumu, kenevir tohumu, çiğ kakao çekirdeği, kinoa, nohut unu, maya kepeği(B12 kaynağı) gibi gıdaları günlük olarak yemeye başladım. Zerdeçal, zencefil, limon ve karabiberden çay yapmayı öğrendim. Karabuğday yani grechkayı salatalarda yemeyi öğrendim. Her ne kadar kendisine kilo vermek için gitmiş olsam da o kan değerlerimi düzeltecek bir beslenme planı önerdi. Diyetisyenim öncelikle kilo verdirmeyi değil vitamin eksikliklerini gıdalarla gidermeyi hedefledi. Bu şekilde beslenmeyi hayat tarzı haline getirmem üzerinde çalıştı ve başarılı olduğunu düşünüyorum.

Bu resimde gördüğünüz benim olağan kahvaltım. Sayesinde yeni gıdalar yeme alışkanlığı kazandım, ki bir Türk için oldukça zor bir iş. Biz alışkın olduğumuz besinler dışında yeni bir şeyi kolay kolay denemeye yanaşmıyoruz.

Yukarıdaki resimde gördüğünüz çiya tohumu pudingi. Tarifi de şu: 2 kaşık yulaf ezmesini, 2 kaşık çiya tohumunu, 1 kaşık öğütülmüş keten tohumunu ve 1 kaşık kenevir tohumunu yulaf sütü ile karıştırıyorum. Bu karışımı akşamdan hazırlıyorum ve bir gece dolapta dinlenmeye bırakıyorum. Sabah oluncaya kadar karışım puding gibi katı hale geliyor. Bu pudingin üstüne 1 kaşık çiğ kakao çekirdeği ve/veya nar taneleri, yaban mersini, doğranmış elma, mango vs ekliyorum ve afiyetle yiyorum. Beni uzun süre tok tutuyor ve çok lezzetli. Karışımın puding gibi katılaşma sebebi çiya tohumları. Bu tohumlar sütlü karışımı jel kıvamına getiriyor.

İşin ilginç tarafı bütün bu gıdaları Türk marketinden satın almış olmam. Yani nohut unu aslında Türkiye’de var. Zerdeçal da aktarlarda ve marketlerde bulunuyor, ancak ben zerdeçal ve nohut unundan menemen veya omlet hiç yapmamıştım. Aynı şekilde kenevir tohumunun yabancısı bir ülke değil Türkiye. Kenevirin eskiden Afyon yöresinde yetiştirildiğini ve çok besleyici olduğunu coğrafya kitaplarından hatırlıyorum mesela.

Diyetisyenimin en önemli önerisi şu oldu: kilo vermek için hayatımda stresi azaltmalıyım ve her gün mutlaka hareket etmeliyim. Söylediğine göre bel çevresi yağlanmasının en büyük sebebi yüksek stresmiş. Ben de stresi azaltmaya ve her gün birkaç saat yürüyüş yapmaya başladım. Bu konuda şanslı olduğumu söyleyebilirim. Köpeğim sayesinde -hava şartları ne olursa olsun- günde en az 2 saat yürüyorum. Zamanı ve yeri olan herkese köpek almasını tavsiye ederim. Diyetisyenim oldukça tanınmış birisi ve mahallemde onun sayesinde her yaştan insan yürüyüşe başladı. İsteyen herkese diyetisyenimin iletişim bilgilerini verebilirim. Zoom ile görüşmeler kabul ettiği için dünyanın her ucundan insanlara yardımcı oluyor.

Sevgi ve sağlıkla kalın,

“Kilolar ve Sağlık” üzerine 15 yorum

  1. Para hanim merhaba, yazilarinizi her zaman buyuk bir heyecanla takip ediyorum. Evli degilim, cocugum da yok ama yazilarinizin bazilari cok bilgilendirici, bazilari ise ilginc bakis acinizi yansitiyor ve benim de bakis acimi genisletiyor. Bu nedenle yazilarinizin konusu ne olursa olsun ilgimi cekiyor. Para konusundaki yazilariniz ise zaten parayla olan iliskimi tamamen degistirdi. Bunun icin ne kadar tesekkur etsem az. Mutlu gunler, Sevgiler…

  2. Merhaba;

    “Diyetisyenim oldukça tanınmış birisi ve mahallemde onun sayesinde her yaştan insan yürüyüşe başladı. İsteyen herkese diyetisyenimin iletişim bilgilerini verebilirim. Zoom ile görüşmeler kabul ettiği için dünyanın her ucundan insanlara yardımcı oluyor.” demissiniz yazinizin sonunda.

    Belcika’da ve hatta yakininizda yasiyorum ve artik yasa ve strese bagli kilo sorunumla basa cikamiyor, uzmana ihtiyac duyuyorum. Diyetisyeninizin bilgilerini alabilir miyim ? Selamlar

    1. Merhaba
      Bıraktığınız email adresine diyetisyenimin iletişim bilgilerini gönderim.
      Sağlıklı günler dilerim

  3. Merhaba para hanım. Yazılarınızı severek takip ediyorum. Benim bir kızım var 3 yaşında. Elimden geldiğince doğru bir şekilde yetiştirmeye çalışıyorum. Kendini çok iyi ifade ediyor. Fakat bizimkisi kelimelerle kendini ifade ederken karşısındakiler her zaman dost canlısı olmayabiliyor. Şiddet eğilimli ve bağıran çocuklarla aynı ortamda kalabiliyorlar. Normal şartlarda çok uyumlu ve arkadaşlarıyla anlaşan kızım kendisine bu şekilde davranan çocuklar karşısında kendini savunamıyor ve ağlıyor.Elimden geldiğince uzaklaştırmaya, kızıma yapması gerekenleri anlatmaya çalıştım . Fakat işe yaramadı. Sizin önerileriniz nelerdir?

    1. Merhaba,
      Kızınız daha 3 yaşında yani çok küçük ve saldırgan çocuklar karşısında ağlaması çok doğal. Bu durumlarda öğretmen veya büyüklerin hemen müdahale etmesi gerekiyor ki hiçbir çocuk kendini saldırı altında hissetmesin. Zaten bu yüzden anaokullarında sınıf mevcudu az. Öğretmenlerin çocukları devamlı gözetim altında tutması gerekiyor ki bu tür olaylar yaşanmasın.
      Olay okul dışında gerçekleşiyorsa bu tür ortamlara çocuğunuzu götürmeyin. İleriki yaşlarda saldırgan çocuklarla baş etmeyi okulda öğrenecek zaten, ancak şu anda daha çok erken.
      Sevgilerimle

  4. Bu cal?smada, Vucut Kitle Indeksi (VKI) yard?m?yla belirlenen bireyin as?r? kilo veya obezete durumunu etkileyebilecek sosyoekonomik faktorlerin genellestirilmis s?ral? logit (gologit) metodolojisi uygulanarak Turkiye icin arast?r?lmas? amaclanm?st?r. Analizde, Turkiye Istatistik Kurumu (TUIK) taraf?ndan olusturulan 2014 ve 2016 y?llar?na ait Turkiye Sagl?k Arast?rmas? (TSA) veri setlerinden yararlan?lm?st?r. Gologit sonuclar?, kad?nlar?n erkeklere, evlilerin ise bekarlara oranla obez olma risklerinin 2 kat daha fazla oldugunu gostermektedir. As?r? kilo ve obeziteye yakalanma olas?l?klar? ile bireyin egitim seviyesi ve fiziksel aktivite durumu aras?nda guclu negatif iliski bulunmustur. Ozellikle haftal?k en az 10 dakikal?k yuruyus yap?lan gun say?s? artt?kca bireylerin ucuncu s?n?f obeziteye yakalanma ihtimali yar? yar?ya azaltmaktad?r. Bireylere ait ekonomik durum degiskenlerinden olan hane geliri artt?kca kisilerin as?r? kilolu veya obez olma ihtimalleri de artmakt 8838 ad?r. Gelismis ulke deneyimlerinin aksine gelismekte olan ulkeler ve Turkiye ozelinde yap?lan cal?smalara paralel olarak, kisinin gelir seviyesi artt?kca toplam enerji ve toplam yag al?m?n?n artacag? bu nedenle as?r? kilo ve obezite riskinin artacag? tahmin edilmistir.

    1. Oldukça ilgi çekici. Öğreneceğimiz çok şey var. Çalışmayı benimle paylaşırsanız buradan olduğu gibi paylaşırım herkesin yararlanması amacıyla.
      Sevgiler

    1. Çok teşekkür ederim. Yazmak istediğim çok şey var ve zaman buldukça yazıyorum. Umarım faydalıdır.

    2. Merhaba alisveris cilginligi surekli olan indirimler (black friday,en uzun gun ,yilbasi vs) ile ilgili bir yazi yazmayi dusunurmusunuz

  5. Sizin yazılarınızı çok seviyor ve ilgiyle takip ediyordum sonra yazmamaya başladınız çok üzüldüm, bugün de sayfanızı birdaha ziyaret etmek istedim, tekrar yazmaya başladığınızdan bihaber bir de ne göreyim yeni yazılar… ; çok sevindim tekrar sizi bu mecrada gördüğüm için, hoşgeldiniz

      1. Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Daha sık yazmayı çok isterdim. Keşke daha çok vaktim olsa. Sevgiler,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir