Corona’nın Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Mart 2020’de Corona’dan dolayı okullar kapanınca ilk başta mutlu olmuştuk, ancak zamanla çocuklar okulun eksikliğini hissetmeye başladı. Mayıs ayında okullar kısmen açıldı, ancak Temmuzda 2 aylık yaz tatiline girdik. Böylece çocuklar 6 ay kadar okul ritminden uzak kaldılar. 1 Eylülde okullar tekrar açıldıktan sonra çocukların çoğunun her şeyi unuttuğu ortaya çıktı. Online eğitim verilmişti, ancak ilkokul çocuklarının online ders takip etmesi oldukça zor, çünkü bilgiyi içselleştiremiyorlar. Bundan dolayı Belçika Eğitim Bakanlığı 12 yaş altı çocuklar için okulları -corona salgını ne kadar yaygınlaşırsa yaygınlaşsın- kapatmama kararı aldı. 12 yaş altı çocuklar için maske takma zorunluluğu zaten yok. Sadece Akademideki müzik dersinde şarkı söylerken maske takmaları isteniyor.

12 yaş altı çocuklar için okul dışı etkinliklerde de herhangi bir değişiklik yapılmadı. Şu anda çocuklar Akademide resim ve müzik derslerine devam ediyor. Tenis dersleri de haftada 2 defa kapalı kortta devam ediyor. Sporda tek değişiklik yüzme havuzlarının kapanması oldu. Bundan dolayı da çocuklar yüzme dersi alamıyor.

Okullar Kasım ayının ilk haftası Sonbahar Tatili için kapalı oluyor. Bu sene Son Bahar tatilini 1 haftadan 2 haftaya uzattılar. Bu şekilde salgının biraz hız kesmesini amaçladılar.

Uzaktan çalışabilecek durumdaki herkes evden çalıştığı için insanlar okulların kapanmasını istemedi. Evde hem çalışmak hem çocuğa ders çalıştırmak oldukça zor bir iş. Bundan dolayı insanlar çocuklarını evde tutmak istemedi. Çocuklar evde kaldığı takdirde çocuklar arasındaki sosyo-ekonomik altyapı farkı da çocukların geleceği üzerinde çok etkili olacaktı. Bu durum çocuklar okula döndüklerinde seviye farkları ve çatışmalar yaratabilirdi. Bundan dolayı Eğitim Bakanlığı sağduyulu davrandı ve ne pahasına olursa olsun okulları açık tutmaya karar verdi. Biz de açıkçası bu durumdan memnunuz ve şanslı olduğumuzu düşünüyorum.

Öte yandan Türkiye’de okulların kapandığını duydum. Bir okuyucum şöyle bir mesaj gönderdi:

Merhaba ParaHanım,
Coronadan dolayı Türkiye de okullar sanırım hiç açılamayacak şimdiden 31 Aralığa kadar online eğitime geçildi bile, çocuklarımızın eğitim hakkı ellerinden alındı, okulda olduklarında da zaten hep maske takmak zorunda kalıyorlardı ki gelişim çağında ki bir birey için bence zararları var sürekli maskeli kalmanın, sabah 8 den akşam 5’e kadar 2 gün okulda oluyorlardı tamamen kapanmadan.
Artık bu korona olayının tamamen bir komplo olduğunu düşünmeye başladım. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Kendimi çok çaresiz hissediyorum.

Türkiye Eğitim Bakanlığı neden böyle bir karar aldı bilmiyorum, ancak ben de bu durumun çocuklar için son derece sakıncalı olduğunu düşünüyorum. Sabahtan akşama kadar maske takmanın psikolojik olarak kısıtlayıcı ve zararlı olduğunu düşünüyorum.

Özellikle Corona zamanında (uzun saatler)çalışmadan maddi olarak kendine yetebilmek ayrı bir önem kazandı. Okula güvenemeyeceğinize göre çocuğunuzun başında olabilmeniz, yani bir işte çalışmamanız gerekiyor ki çocuğunuzu iyi yetiştirebilesiniz. Geleceğe olumlu bakmak ve moralinizin yüksek olması, durağan, stresten uzak ve sakin olabilmeniz gerekiyor ki çocuğunuz da geleceğe olumlu bakabilsin. Bu dönemde(ve her dönemde) sağlıklı kalabilmek için her gün 2-3 saati doğada geçirmek -en azından benim için- önemli. Öğleden sonralarımı köpeğimle ormanda yürüyerek geçirmek beni dinginleştiriyor. Bu yazdıklarım örneğin İstanbul’da yaşayan bir insan için fantastik gelebilir, ancak herkesin hayatını belli bir ölçüde değiştirme ve seçim yapma şansı var. Çoğu insanın istedikleri takdirde hayatlarını iyiye doğru değiştirebileceğini düşünüyorum. Corona salgını veya okulların kapanması kimsede çaresizliğe sebep olmamalı, çünkü bunlar kontrolümüzde olmayan dış etkenler. Dış etkenler ne olursa olsun insan kapısını kapatınca evinde ailesi ile mutlu olabilmeli ve bir aile çocuk eğitimi konusunda kendine yetebilmeli. Okul yoksa insan kendi çocuğunu yetiştirebilmeli örneğin. Bunların büyük sözler olduğunu biliyorum, ancak zihinsel ve bedensel gücü olan hiç kimse bu konuda çaresiz değil. İnsanların çoğu yaşadığı şartlara mahkum olduğunu düşünüyor ancak ben öyle düşünmüyorum. Sahip oldukları maddi şeylere önem vermeyen insanlar aslında en özgür olanlardır, çünkü kaybetmeyi önemsemedikleri zaman risk alıp hayatlarında değişiklik yapabiliyorlar.