İyi Borç Kötü Borç Nakit Akışı ve Varlıklar

Bu yazımda önceki iki yazımda olduğu gibi para konusunu açıklamaya devam edeceğim.

Varlık ve yükümlülüklerden önceden de bahsetmiştim. Bu konuyu biraz daha irdelemekte fayda var.

Varlık nedir?

Eviniz, mobilyalarınız, giyisileriniz, arabanız, yazlığınız kısaca sahip olduğunuz her şey varlıktır. Bunu bir kenara yazalım.

Şimdi de nakit akışından bahsetmek istiyorum.

Nakit akışı nedir?

Nakit akışını şöyle tanımlayabiliriz:

Gelir-Gider=Nakit Akışı (birim zaman için, genellikle aylık hesaplanır)

Çalışmadan yaşayabilmek için varlıklarımızdan elde ettiğimiz gelir en azından giderimize eşit olmalı. Peki her varlığımız bize para kazandırıyor mu? Elbette hayır. Mesela araba bir varlık. Yazlık da öyle. Ne yazık ki bu varlıklar gelir kazandırmadığı gibi gelir pastamızın büyük bir kısmını yer. Veya bir arsamız olduğunu düşünelim. Toprak parçasının tek masrafı gayrimenkul vergisi, yani masrafı düşük, ama maalesef arsa size aylık olarak nakit akışı sağlamaz.

Bunları söyledikten sonra varlıkları üçe ayırmak istiyorum:

1- pozitif nakit akışı sağlayan varlıklar

2- sıfır nakit akışı sağlayan varlıklar

3- negatif nakit akışı sağlayan varlıklar

Pozitif nakit akışı sağlayan varlıklar size para kazandıran varlıklardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz: kar payı dağıtan hisse senetleri, kira getiren mülk, telif hakları v.s.

Sıfır nakit akışı sağlayan varlıklar: altın, sanat eseri v.s.

negatif nakit akışı sağlayan varlıklar: yazlık, oturduğunuz ev, arabanız, giyisileriniz(dolap alacaksınız, onları sığdırmak için metrekare olarak yeterli yere ihtiyacınız olacak, ütülemek için elektrik enerjisi…)

Eğer finansal bağımsızlık istiyorsak amacımız mümkün olduğunca varlık edinmek değil, geliri artırıp masrafları düşürmek olmalı. Bunun için pozitif nakit akışı sağlayan varlıklar alıp negatif nakit akışına sebep olan varlıklardan mümkün olduğunca kurtulmaya çalışıyoruz.

Ben açıkçası sıfır nakit akışı getiren varlık almıyorum. Mesela hiç arsa almadım. Bu tür varlıkları spekülatif buluyorum, çünkü arsa, bitcoin, altın, sanat eseri, antika gibi varlıklar bir kere alındıktan sonra masrafları olmasa da aylık gelir getirmezler. Benim ise aydan aya faturalarımı ödeyen varlıklara ihtiyacım var. Ayrıca mesela bitcoin fiyatlarının yükseleceğini umarak alım yapmak bana göre kumardan farksız. Prensip olarak kumar oynamadığım için bu tür alımlar yapmıyorum.

Eğer çok zenginseniz ve paranın değer kaybından korkuyorsanız altın alabilirsiniz, ancak ben hala nakit akışımı artırmaya çalıştığım için artırdığım her kuruşu yeni varlık edinmek için kullanıyorum.

Varlık ve nakit akışını tanımladıktan sonra BORÇ kavramına girelim.

“Aç kalmak borçlu olmaktan iyidir” demiş atalarımız. Bu sözü bir kenara yazalım.

Önceki yazımı hatırlarsınız. Orada da şunu söylemiştim:

Para=Borç

Bu sözün teknik ayrıntısına girmeyeceğim. Merak edenler “fiat money” konusunu araştırabilir.

Çelişkiyi görüyor musunuz? Yukarıda önce borcun kötü ve kaçınılması gereken birşey olduğumu sonra da borcun aslında para demek olduğunu yazdım. Yani ne kadar çok borcunuz varsa o kadar çok paranız olur.

Hatta ve hatta şunu büyük harflerle yazıp duvara asalım:

Ne kadar çok borcunuz varsa o kadar zenginsiniz.

Kafanız karıştı değil mi? Alışveriş merkezine koşup kredi kartınıza yüklenmekle zenginlik olmuyor elbet. Maalesef o kadar basit değil, ama çok zor da değil.

Borcu bir kaldıraç olarak düşünebiliriz. Ortaokul fizik dersinden hatırlarsınız. Kaldıracın bir uzun ve bir kısa tarafı var. Uzun tarafında durursanız çok ağır bir yükü bile kolaylıkla kaldırabilirsiniz. Kısa tarafında olursanız hafif bir yük bile size ağır gelir. Borç da öyle. Borcun(yani kaldıracın) hangi tarafında olduğunuza göre borç iyi veya kötü olabilir. Anlatayım:

KÖTÜ BORÇ

Buradaki kötü borç TÜKETİM için aldığınız borç oluyor. 10 lira alırsınız, ama 15 olarak geri ödersiniz. TÜKETİM kelimesinin kendisi bile ne kadar sevimsiz değil mi? Tüketmekten kaçınmalıyız. Kötü borçtan aç kalma pahasına bile kaçmalıyız. Sizi kötü borca davet eden kişilerden şeytan görmüş gibi kaçmalısınız. Kötü borçları sıralayalım:

– borç alıp tatile gitmek

– borçla araba almak

– taksitle ev eşyası almak

– kredi kartı ile cep telefonu almak

-borca girerek düğün yapmak, balayına gitmek (çoğu boşanmanın borç yüzünden olduğunu hatırlayalım)

İYİ BORÇ

İyi borç size para kazandıran borçtur. İyi borcu kaldıraç olarak kullanıp kısa sürede iyi bir iş kurabilirsiniz, mülk edinebilirsiniz.

Örnek vereyim

2015 yılında ev borcumuzu neredeyse sıfırlamıştık. Evimizin ederi 300.000 Euroydu. Aylık kazancımız yaklaşık 7000euro idi ve bunun 6000 eurosunu biriktirebiliyorduk. Önümüzde iki seçenek vardı:

1) Biriktirmeye devam edip 200.000 euromuz olunca yatırımlık daire almak.

2) Bankadan borç çekip hemen şimdi daire almak.

Biz ikici şıkkı seçtik. Toplam 360.000 euro borç çekip iki daire aldık. Bunlardan birini 1200euroya, diğerini 1100euroya kiraya verdik. Banka geri ödememiz aylık 775 euro. Bu borcun bize aylık getirisi 1125.

Yukarıdaki borç iyi borca bir örnek, çünkü çalışmadan bize gelir getiren bir borç. Keşke bu tür borçlarım daha çok olsa, çünkü bunlar bize nakit akışı sağlayan borçlar. Amacımız bu tür borçları artırıp zengin olmak.

Kısaca kötü borçtan vebalı gibi kaçmalı ve kötü borç kapanmadan asla gereksiz harcamaya girmemeliyiz. Taksitle koltuk takımı alıp, taksitini bitirmeden sinemaya giden bir insanı asla anlayamıyorum. Ben olsam bırakın sinemaya gitmeyi, yemez içmez önce kötü borcu kapatırdım.

Öte yandan iyi borçlarımızı artırmalıyız. Benim hiç kötü borcum yok. Sadece iyi borçlarım var ve açıkçası her gün o borçlarım için şükrediyorum. Onlar bana para kazandırıyor.

Gelelim çok sorulan bir soruya. İçinde yaşadığımız evi banka kredisi ile alırsak bu iyi borç mu kötü borç mu oluyor?

Bu sorunun cevabı nereden baktığınıza göre değişiyor. Benim kişisel kuralım şu: yaşadığınız ev için banka geri ödemesi kiradan fazla ise kötü borçtur. Böyle düşünmemin sebebi ise aylık nakit akışını herşeyden üstün tutuyor olmam. Ayrıca eğer taşınmak zorunda kalırsam evi kiraya verir ve ev kendi kendini ödeyebilir. Eğer geri ödemem kiradan fazla ise maalesef o borç bana kıpırdayacak alan bırakmaz ve onun kölesi olurum. Hiçbirimiz bu duruma düşmek istemeyiz değil mi?

Eğer bugün bildiklerimi 10 sene önce bilseydim daha erken emekli olabilirdim diye yazmıştım. Nedenini söyleyeyim. Eşimle 2010 yılında bir arsa alıp güzel bir ev yaptırmaya karar verdik. Evimiz, ileride 3-4 çocuk düşündüğümüz için tam 4 odalı ve bahçeli. Pahalı sabun taşından şöminesi, ahşap parkeleri, 2 banyosu ve tam 3 tuvaleti var. Bu evi hayatımızın sonuna kadar burada yaşayacağımızı düşünerek yaptırdık ve şimdi ne kadar gereksiz harcamalar yaptığımızı iyi anlıyoruz. Evi satmaya kalksak açıkçası kimse sabun taşı sobamız var diye 5000euro fazla para vermek istemiyor. Yani lüks harcamalarımızın geri dönüşünü alamıyoruz. Bu kadar havalı bir ev yerine 2 veya 3 odalı bir daire bize yeterdi. Çocuklar küçük olduğu için zaten ayrı ayrı odalarda uyumuyorlar. Yaşamak için küçük bir daire alıp paranın üstü ile bize gelir getiren küçük bir stüdyo alabilirdik ve şu anki gelirimizi artırabilirdik.