Gelir Çeşitleri, Enflasyon ve Para

Okullarda para ile ilgili hiçbirşey öğretilmediğinden bahsetmiştim. Parayı nasıl idare edeceğimizi ailemizden veya öğretmenlerimizden öğreniriz. Oysa ki çoğumuzun ailesi ve öğretmenleri kazandıkları maaşlarla ayın sonunu zor getiren insanlar ve bize para konusunda olsa olsa yanlış şeyler öğretirler. Onların yolundan gidersek en iyi ihtimalle onlar gibi oluruz.

Para kavramına tekrar girmeden önce gelir çeşitlerini sıralayalım:

1- Çalışma karşılığı gelir: maaştır. Emeğin, terin veya uzmanlığın karşılığı elde edilen gelirdir. Bu şekilde kazanılan para bizim kültürümüzde yüceltilir.

2- Protföy geliri: menkul kıymetlerin getirisidir. Hisse senedi gelirleri bu gruba girer.

3- Pasif gelirler: emek sarf etmeden kazanılan gelirlerdir. Kira gelirleri, telif hakkı gelirleri, emeklilik maaşı bu gruba girer.

Şimdi düşünelim. İnsanlar neden para sıkıntısı çeker? Bence üç şeyden dolayı: para konusunda eğitimsizlik, korku ve her şeye layık olduklarını düşünmeleri. Bu üçü bir arada olursa mahvolursunuz. Parayı öğrenmek için bu konuda başarılı olmuş insanlara gitmeliyiz, anamıza babamıza veya ekonomi öğretmenine değil. Geçen yazımda Robert Kiyosaki’nin kitaplarını önermiştim. Para konusunda yazılmış başka onlarca kaynak var. Bu konuya hakim olmak için üniversite derecesi bile gerekmiyor.

Korkuya gelince. Para son derece duygusal bir konu. Paranın olmaması korku uyandırır. Yokluğu çocukların aç kalması, üşümesi gibi ürperti uyandırıcı düşünceler akla getirir. Başarı da çoğu zaman zenginlikle ilişkilendirilir. Onun için hepimiz para kaybetmekten veya yeterince kazanamamaktan korkarız. Başarılı insanlar da korkar. Tek fark, onların bu korkuyu denetlemeyi bilmesi. Korkunun onları felç etmesine izin vermezler.

Üçüncü saydığım engel ise şu: herşeye layık olduğunu düşünme hali. Maalesef günümüz gençleri değişen hayat şartlarına uyum sağlayamadıkları gibi çocuklarını da yanlış yetiştiriyorlar. Günümüz gençleri ve çocukları her şeyi hak ettiklerini ve her şeyin en güzeline LAYIK olduklarını düşünüyor. Mesela yarışta sonuncu gelene bile madalya takılıyor. Gençler kendi işlerini kurmak yerine işsizlikten yakınıyor. Yıllar boyunca öğretmen ataması sonuçlarını bekleyen insanları tanıyorum. Bu insanların neden başka bir iş kolunda şanslarını denemediklerini bir türlü anlayamıyorum. İnsanlar mesela çok çalıştıkları için tatili hak ettiklerine yürekten inanıyorlar. Her genç kız sevgilisinden pırlanta yüzük bekliyor. Herkes nasıl düğün yapıp ev kuruyorsa tıpkısının aynısına sahip olmak için diretiyorlar. Eskiden ben de pahalı arabaları görür ve onlara binen insanları zengin zannederdim. Sonra öğrendim ki insanlar ev, araba gibi şeyler için borç alıyor. Belçika’da mesela aylık 900 euro ödeme ile Porshe sahibi olunabiliyor. Zenginlik göstergeleri gerçek zenginliğe işaret etmiyor. Gerçek zenginlik şu andan itibaren 1 gün dahi çalışmasanız şu anki hayat tarzınızı uzun süre devam ettirip ettiremeyeceğinizdir. Çalışmadan hayatınızı ne kadar süre ile idame ettirebilirsiniz? 1 ay mı? 2 ay mı? 1 sene mi yoksa 20 sene mi? Ne kadar uzunsa o kadar zenginsiniz.

Yanlış anlaşılmasın. Hayattaki tüm güzel şeyleri ben de herkes gibi çok seviyorum. Hep güzel evlerde oturayım, kalbur üstü semtlerde yaşayayım, en güzel mobilyaları kullanayım istiyorum. Tek sorun yeterince para olmadan bunları almakta, almak istemekte değil.

PARA NEDİR

Para nedir diye bir çocuğa sorarsanız size 50 liralık kağıt parayı gösterecektir. Peki bu 50 lira para mı yoksa para birimi mi?

Sizce 50 ekmek mi daha değerli yoksa 50 lira mı? 50 lira üstünde çoktan ölmüş adamların resimleri olan bir kağıt parçası. 50 ekmeği ise yiyebilirsiniz. Hangisi daha değerli?

Burada ”öz değer” yani ”intrinsic value” tanımını yapmalıyız. Mesela 1 kilo un 1 kilo undur. 1 kilo bugün de 1 kilodur, 10 sene sonra da 1 kilo olacak, 100 sene sonra da 1 kilo olacak. Buna ”öz değer” diyoruz. Ekmeğin öz değeri zaman ve mekana göre değişiklik göstermeyecek.

Bir de ”göreceli değer” yani ”relative value” vardır. 20 liranın değeri göreceli. Mesela 1 kilo un Bim’de 5 lira, Migros’ta 6 lira olabilir. Bu sene 5 lira olan 1 kilo un seneye 10 lira olabilir. 1 kilo unun öz değeri hala 1 kilo undur, ancak göreceli değeri zamana ve mekana göre 5 lira, 6 lira, 10 lira olabilir.

Önceki yazımda 1971 yılından beri paranın arkasında altın olmadığını yazmıştım. 1971 yılına kadar Amerikan dolarını alıp herhangi bir bankaya gidip o dolar karşılığı bankadan altın alabiliyordunuz. Yani kagıt para sahibi olmak, bankada paranın üstünde yazan değerin karşılığı kadar altınınız var demekti.

1971 yılında Richard Nixon isimli ABD başkanı altınla dolar arasındaki ilişkiyi kesti. Artık devlet(ler) kasalarındaki altın karşılığında para basmayı bıraktı. Onun yerine bastıkları devlet tahvili kadar para basmaya başladı, yani borçlanma senedi karşılığında devletler para basmaya başladılar. Ortada altın veya elle tutulur başka bir değer olmadan çok miktarda para sürüldü piyasaya(ve her gün sürülmeye deval ediliyor). Buna ingilizcede ”fiat currency” diyorlar. Bu düzen yakın zamanda değişecekmiş gibi görünmüyor, onun için iyi anlamakta fayda var.

Peki mal ve hizmetler aynı kalıp para sürekli artarsa ne olur? Elbette HERŞEYİN fiyatı artar. Mesla 12 sene önce Belçika’ya ilk ayak bastığımda tramvay bileti 0,80 euro iken şu anda aynı tramvay 1,80 euro. O zaman ortalama bir daire 400 euroya kiralanırken şu anda 650 euro.

Para biriktiren kaybeder(cash is trash) demiştim. 20 sene boyunca dişinizden artırıp senede 1000euro biriktirdiğinizi düşünün. 20 sene sonra 20.000euro sahibi olacaksınız. O parayla bir araba almayı umarken(bugün alabiliyorsunuz) bir bakacaksınız ki 20 sene sonra 20.000euro ancak bir araba lastiği alabiliyor.

Anlatmak istediğim şey borç karşılığı para basan bankalar olduğu sürece enflasyonun kaçınılmaz olduğudur. Türkiye için de bu böyle, Amerika için de Avrupa için de.

Gelelim en baştaki soruya: üstünde ölmüş adamların resimleri olan kağıt parçaları neden değerli? Sadece ve sadece devlet öyle buyurduğu için ve biz de bunu kabul ettiğimiz için. Hatırlıyorum, 2000 yılında işe ilk başladığımda maaşımız dolar üzerinden veriliyordu. İnsanlar türk lirasına güvenmediği için amerikan doları üzerinden kira veya maaş talep ediyordu.

Enflasyonun olduğu yerde para biriktirmenin saçma olduğunu anlattım. Emeklilik için para biriktirmek, veya emeklilik maaşından çok şey ummak da yine enflasyon yüzünden pek mantıklı değil. Para birimi üzerinden birikim yapmak bizi enflasyon karşısında aciz bırakıyor.

Enflasyonun olduğu ortamda yatırım yaparken aslında varlıklarımızı enflasyon karşısında erimekten koruyoruz. Robert Kiyosaki gibi birçok başarılı yatırımcının altın biriktirmesi de bundan dolayı. Birikimi her zaman öz değeri olan birim üzerinden yapmak gerekiyor, değeri sürekli düşen herhangi bir para birimi üzerinden değil.

Türk halkının altına yatırım yapma alışkanlığı çok eski bir gelenek. Doğrusunu isterseniz en akıllı yatırımlardan birisi de altın.