Kağıt Çöplerini Azaltmak

Geçmiş yazılarımda evi sadeleştirme üzerine yazdım. Evi sadeleştirdikten sonra yerine yeni eşyalar almamak da çok önemli. Her eşyadan sadece bir adet olmalı. Örneğin, spor ayakkabı sadece bir çift olmalı. İki çift spor ayakkabınız varsa birisini atın. Benim 2 adet ekmek bıçağım vardı. Birisini 5-6 sene kadar önce almıştım, ikincisi ise ekmek makinesi alınca yanında bedava geldi. Her nedense son 3 senedir o bıçaklardan ikisini de tutuyordum. Ne zaman ki evi sadeleştirdim ekmek bıçaklarından birisi evden çıktı.”İleride lazım olur”,” Yedek dursun”,” Diğeri kırılırsa kullanırım” veya “Diğeri bulaşık makinesinde iken kullanırım” gibi bahanelerle mutfak çekmecesinde duruyordu. Çok yerinde bir kararla ekmek bıçaklarından birine yol verdim.

Her evde olan, ama hiç kullanılmayan eşyalarımızdan ise bir adet dahi olsala kurtulmalıyız. Benim oklavam vardı, ama hayatımda en fazla 5 defa yufka açmışımdır, çünkü bana göre hayat yufka açmakla harcanmayacak kadar kısa. Ben de “bir gün lazım olur” diye görünmez bir köşede tuttuğum oklavadan sonunda kurtuldum.

Bu yazıma evdeki kağıt çöpünü azaltmakla ilgili ip uçları vererek başlayacağım. Belçika’da posta ile sürekli mektuplar geliyor. Bu mektuplar vergiler, faturalar, belediye, noter, okullar ve daha sayamadığım özel ve devlet kurumları ile iletişimden oluşuyor. Ayrıca çevredeki lokantalar, bakkallar, marketler posta kutumuza reklam niyetine indirim kuponları, indirimli ürünler listesi, tanıtımlar, dergiler bırakıyor. Bu tanıtım kağıtları ve dergiler oldukça fazla olabiliyor. Ben de Antwerpen Ecohuis’den aşağıdaki çıkartmayı alıp posta kutuma yapıştırdım:

lütfen adressiz reklam yayımı bırakmayınız
lütfen adressiz reklam yayımı bırakmayınız

İşte bu küçük çıkartma(fotoğraf gerçek boyutudur), bizim kağıt çöpümüzü belki %75 oranında azaltıyor. Çıkartmada şu yazıyor: “Lüffen adressiz reklam yayımı(neşriyat) bırakmayınız. Bilgi broşürleri bırakabilirsiniz.”

Adressiz reklam yayımından başka çeşitli marketlerden şahsımıza gönderilen basılı reklamlar da alıyorduk. O marketlere e-posta gönderip “lütfen bize reklam göndermeyin” diye rica ettik.

Geriye kabaca fatura, vegi mektupları veya belediyeden, sağlık sigortasından gönderilen mektuplar kalıyor. Kağıt yığınını azaltmak için bütün bu iletişimleri 1 hafta içinde cevaplıyorum. Fatura ödenecekse ödemeyi yapar yapmaz kağıdı çöpe atıyorum. Eğer bilgi mektubu ise okur okumaz yine çöpe atıyorum. “Sonra belki lazım olur” veya “Mektubu sonra belki yine okurum” diye saklamıyorum. Şimdiye kadar gelen binlerce mektup arasında sonradan lazım olan hiç olmadı çünkü.

Evimde herhangi bir resmi belge de tutmuyorum. Doğum kağıdı, ikametgah, herhangi bir ödemeyi yaptığıma dair makbuz, vergi kağıtları… hiçbir basılı belge saklamıyorum.  Belediyeden herhangi bir resmi belgeye ihtiyacım olduğunda belediyenin web sayfasından ücretsiz adresime gönderilmesini isteyebiliyorum. Gayrimenkul tapuları zaten devlet kayıtlarında ve noterlerde var. Onları evde tutmak da oldukça gereksiz. Çok eski bazı resmi belgeleri atarken Para Bey diplomamı atmamı da istedi. O an atamamıştım, ama sanırım sonraki toplama turunda o da kağıt çöpünü boylayacak. Onun dışında çalışma hayatım boyunca aldığım tüm sertifikaları, eğitimlerin katılım belgelerini çöpe attım, çünkü hepsini tarayıcıdan geçirip sanal kopyalarını almıştım.

Kağıtlar arasında bazen lazım olabilenler elektronik aletlerin faturaları, Ikea’dan aldığımız faturalar veya garanti kapsamındaki diğer ürünlerin faturaları olabiliyor. Bunları tarayıcıdan geçirip kopyalarını bilgisayar ortamında saklıyorum ve gerçeğini atıyorum. Giyisi alışverişlerinin fişlerini bir defa giyidikten sonra atıyorum. Gıda alışverişlerinden ise fiş almıyorum, sormadan verirlerse dükkan çıkışındaki çöp kutusuna atıyorum.

En çok gereksiz kağıt çöpü cüzdanımda veya çantamda birikiyor. Ben de cüzdanımı veya çantamı(o gün hangisini kullandıysam) eve gelir gelmez boşaltıp gereksiz kağıtları ve küçük çöpleri atıyorum.

3 küçük çocuğum olduğu için okuldan çok sık çocukların yaptığı resimler veya başka kağıtlar geliyor. Para Bey ile bunlara bakıyoruz, sonra da hemen çöpe atıyoruz. Ne kadar güzel olurlarsa olsunlar hatıra diye çocukların yaptığı resimleri saklamıyorum.

Belçika’da hala yılbaşı, bayram, doğum günü, evlilik yıldönümü gibi günlerde posta ile mektup ve tebrik kartları gönderme geleneği yaygın. Biz de böyle kartlar alıyoruz ve gönderiyoruz. Postadan mektup veya kart gelince okuyorum. Evde görünür bir yerde birkaç hafta tutuyorum, ancak sonra mutlaka çöpe atıyorum. Postadan gelen kağıt ve mektupları anı olsun diye biriktirmiyorum.

Kısaca evde kullanmadığım kağıt ve belge saklamıyorum. Evde sadece şu kağıtları tutuyorum:

  • resim ve boyama defterleri: Hem kendim hem de çocuklar resimle ilgilendiğimiz için bunları sık sık kullanıyoruz.
  • Not defterim: not almayı ve yazmayı seviyorum.
  • posta pulları ve zarflar: bazen resmi bir belge, bazen de mektup veya posta kartı göndermemiz gerekiyor. Postaneye gitmektense sokaktaki kırmızı posta kutularına bırakmak rahat olduğu için evde zarf ve pul bulunduruyoruz.
  • Sağlık kasasının pulları: Belçika’da yaşayanlar bilir, sağlık kasası ile belge iletişimi bu pullar aracılığı ile oluyor.
  • Çocuklarımın okul raporları: bunlar da senede 1 veya 2 defa geliyor. Küçük bir anı kutusunda bunları saklıyorum. Anı kutularına sadece bu raporlar var. O raporlarda not değil de, çocuğun neyi sevip sevmediği, hangi konularda iyi olduğu ve hangilerinde zorlandığı gibi hem insan olarak gelişimi, hem de akademik ilerlemesi ile ilgili öğretmen görüşleri yer alıyor.
  • O anda kullandığım bir etkinlik takvimi varsa etkinlik bitene kadar kullanıyorum. Şu anki Antwerpen yaz etkinlikleri takvimi gibi. Bedava veya çok ucuza spor, konser, tiyatro, sergi, festival etkinliklerinin programı yer alıyor. Tüm program İnternette de var, ancak böylesi daha kullanışlı geliyor bana:
Antwerpen'de Yaz
Antwerpen’de Yaz

Sevgilerimle,