Zengin Olmanın Matematiği -Sıfırdan Nasıl Zengin Olunur

Sıradan bir insana sorsanız, çalışarak ve biriktirerek zengin olunmaz. Bunu idda eden insancıklar aslında zengin olmakla ilgilenmez. Onların tek hedefi zengin yaşamını tecrübe etmektir. Yani pahalı evlerde oturmak, lüks araçlara binmek, maliyetli tatiller vesaire. Sıradan insanlar biriktirmeye ve yatırım yapmaya pek kafa da yormaz. Son yıllarda lüks tüketim sektörünün sürekli büyümesi de bu yüzden. Sürekli dizi izleyip reklamların şartlandırdığı insan yığınları kazandıkları her kuruşu alışveriş merkezlerinde çılgınlar gibi harcıyor. Çok ilginç değil mi? Bu insanlar mantıklarını, kafalarını kullanarak değil hisleri ile alışveriş yapıyor.
İyi hatırlıyorum, çalıştığım büyük şirketlerdeki yüksek gelirli iş arkadaşlarımın yaptığı muhabbetler kim daha uzaktaki bir ülkeye tatile gitti, kim daha pahalı araba aldı, kim nereden villa aldı şeklindeki sidik yarışından ibaretti. Öğlen saati yaklaşınca hangi lokantanın kebapçının yemeği lezzetli muhabbeti geçer ve en az haftada bir dışarıda yemek yenirdi. Oysa ki şirketin yemekhanesinde bedava yemek çıkardı ama o bedava yemeğe burun kıvrılır, tenezzül edilmezdi. Şöyle bir muhabbet hatırlamıyorum mesela: paramızı nerede değerlendirelim, nereden arsa alalım, kiralar nerede ucuz, nasıl para biriktiririz…. bunlar hakkında konuşmaya kalksanız size boş boş bakarlar ve söyleyecek hiçbirşeyleri olmazdı.
Şimdi bakıyorum da o eski iş arkadaşlarımın hiçbirisinin birikimi yok. Belki bazılarının bir evi, çoğunun yüklü ev borcu, pahalı arabaları, özel okullarda okuttukları çocukları, bakıcıları, kısaca yığınla aylık giderleri var. Mesela bazıları Starbucksta sabah kahvesi içmeden çalışmaya başlayamaz(!). Bu insanlar ODTÜ, Bilkent, Boğaziçi gibi elit üniversitelerin mezunu. Peki bunca zekaya ve eğitime rağmen nasıl oldu da maddi olarak çuvalladılar? Demek ki zengin olmanın zeka ile alakası yok. Zengin olmak öz disiplin ve kararlılıkla ilgili. Dayatılan hayat tarzını kabul etmeyip farklı olasılıklar peşinde koşmakla ilgili. Çoğu insan için sabah 9 akşam 6 olarak 40 sene boyunca haftanın beş günü işe gidip gelmek hayatın bir kuralı, bir alın yazısı. İnsanlar bu şekilde ömür çürütmeyi maalesef peşinen kabul ediyor. Erken yaşta çalışmayı bırakmak kaç kişinin aklından geçmiştir merak ediyorum.
Birçok insan bana yaptığı işi sevdiklerini söyleyecektir. Ben de onlara şu soruyu sormak isterim: Yaptığınız işten kazandığınız para 0 (sıfır) olsaydı hala her gün o işe gelip gider miydiniz? Cevabınız hayır ise demek ki yanlış yerdesiniz. Yeterince zengin olup o işi bırakmayı düşünmek istemez misiniz?

Zengin olmak için ilk şart kişisel gelir ve giderleri aynı bir şirket gibi yönetmektir. Kural çok basit:

GELİR > GİDER

Amaç GELİR’i artırıp GİDER’i mümkün olduğunca düşük tutmak olmalı.

Aşağıdaki şemalarda para harcama alışkanlıklarına göre farklı insan gruplarını sınıflandırdım.

1)- Sürekli olarak kazandığından fazlasını harcayanlar (Şikayetçiler): 

Bu insanlar ayağını yorganına göre uzatma becerisi edinememiş insanlardır. Kazandıklarının fazlasını harcarlar. Aradaki farkı genellikle borçlanarak kapatırlar. Bol bol şikayet ettiklerini duyarsınız: “Zaten kazandığımız ne ki! Üç kuruş maaşımız yetmiyor. (evler, arabalar, çocuk okutmak, hayat) çok pahalı”…gibi. Sorunun kendilerinde olabileceğini asla düşünmek istemezler. Öte yandan hayat tarzlarını dikkatli bir şekilde gözlemlerseniz aslında çok fazla gereksiz yan giderleri olduğunu görürsünüz. Bu insanlar o gereksiz giderleri kısma becerisine ya sahip değildir ya da o giderlerin gereksiz olduğunu görmezler. (örneğin asgari ücretle çalışıp çocuğunu özel okulda okutanlar, taksitle son model cep telefonu alanlar, borç çekip tatile gidenler, ayın sonunu zor getirdiği halde dışarıda yiyip içenler … vs. vs.)

bgiderBu insanlar genellikle saplandıkları borç batağından çıkma becerisine de sahip değildir, çünkü borçlanarak sorunu sürekli ötelerler. Onlara harcamalarını kısmalarını söylerseniz size harcamaların haklılığını anlatan bir sürü gerekçe sıralarlar. Beş kuruşu olmayan ve borç içinde yüzen bir yakınım bu yaz 2 haftalık tatil için 5000 euro harcamış. “Evet 5000 euro harcadım, ama kızım için değerdi” dedi!

Sizin de çevrenizde bu tür insanlar var mı?

2) Kazandığını Harcayanlar 

Kazandığını olduğu gibi harcayanlara cebi delik insanlar da denir. Ceplerinde para oldu mu rahatsız olurlar ve anında harcarlar. Evleri yığın yığın irili ufaklı gereksiz eşya, dolapları giyisi doludur. Evleri büyük ve güzel değildir, çünkü büyük ve güzel ev almak için de bir süre para biriktirmek gerekir, ki o disiplin onlarda yoktur. Onlar bugün kazandıkları ile hemen birşey almak isterler. Harcamadan duramazlar. Bu insanlar hayatlarından memnundur. Onlara göre zengin olmanın tek yolu baba mirası veya piyangodur. Elbette iş kurup gelirlerini artırmayı da hayal ettikleri olur, ama o disipline nadiren sahip olurlar. “Biriktirerek ve çalışarak zengin olunmaz” sözünü en çok onlardan duyarsınız.

Para akış şemaları şöyledir:

esitgelirgider

Cebi delik olan insanların geliri arttıkça hayat tarzı da şişer. Plaza insanlarının çoğu cebi delikler grubuna girer. Terfi ettikçe gelirleri artar, gelirleri arttıkça daha pahalı arabalar alırlar, çocuklarını pahalı etkinliklere yazdırırlar, evlerine temizlikçi, çocuklarına bakıcı tutarlar, pahalı lokantalarda yer içerler, kısaca harcadıkları gelirleri ile birlikte artar da artar.

3) Yatırımcı Sınıfı

Yatırımcı sınıfı gelirlerinin bir kısmını düzenli olarak biriktirenlerdir. Bu insanlar “Damlaya damlaya göl olur” sözünün anlamını kavramıştır. Kuvvetle muhtemel aileleri de biriktirerek mal mülk sahibi olmuşlardır ve az az biriktirerek büyük zenginlik sahibi olunabileceğinin bilincinde olarak yetişmişlerdir. İlginçtir ki çoğu erkektir. Her nedense çocuklar, hanımlar ve yüksek eğitimli kesim televizyon reklamlarının etkisine daha açıktır ve para biriktirme ile ilgili öz disiplinleri düşüktür. Yatırımcı sınıfının nakit akış şeması şöyledir:

bgelir Biriken para bir süre sonra nakit akışı sağlar. O zaman şema şöyle görünür:

yatirim
Birikim arttıkça yatırım geliri de KAR TOPU gibi büyür. Yatırımcının aylık giderleri yatırım gelirinden fazla olduğunda yatırımcı sınıf atlar.

4) Ekonimik Bağımsızlığını Kazananlar ve Erken Emekliler

Ekonomik bağımsızlar çalışmadığı halde giderlerini tam olarak karşılayacak parası olanlardır. Yatırım gelirleri yeterince yüksek olan yatırımcılar sınıf atladığında bu gruba girerler. Nakit akışı aşağıdaki gibi görünür:

emekli-olabilecek Nakit akış şeması yukarıdaki gibi olana “ekonomik bağımsızlığını kazanmış insan” denir. Ekonomik bağımsızlığını kazananların para için çalışmaya ihtiyaçları yoktur. İstedikleri an işlerini bırakıp hayatlarının geri kalanını mesela balık tutarak geçirebilirler. İşlerinden ayrıldıklarına nakit akışları şöyle olur:

emekli Erken emeklilerin yatırımları 7/24 onlar için çalışır. Artık onlar gerçek anlamda özgürlüğünü elde etmiş insanlardır.

Peki sizin nakit akış şemanız hangisi?