Zengin İnsanların Zamanı Kullanma Becerisi

Çok para kazanmak kimsenin hayatında asıl amaç değildir. Parayı vücudumuzdaki kan hücreleri(alyuvarlar) gibi düşünebiliriz. Vücudumuzda yeterince kan hücresi olmazsa ölürüz, ama yaşamanın tek amacı çok kan hücresi üretmek de değildir. Para da aynı alyuvarlar gibi hayatın amacı değil, sadece bir gerekliliktir. Doktora gittiğimizde sağlıklı olup olmadığımıza karar vermek için kan hücrelerinizin sayımı yapılır, çünkü bu bir sağlık göstergesidir. Parayı da aynı şekilde düşünebiliriz. Maddi durumu iyi insanların olmayanlara göre daha sağlıklı, daha eğitimli, daha akıllı, kısaca daha başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Bu elbette istatiksel bir genelleme ve tek tek şahıslara indirgenemez. Yani bir insan fakirse bu onun aptal olduğu anlamına gelmiyor. Fakirliğin sebepleri çok farklı olabilir. Ancak büyük bir grup fakirle büyük bir grup zengin insanı kıyasladığınızda bahsettiğim sonuçlar çıkıyor. Şu sözü çok severim: İnsan yaptığı seçimlerin toplamıdır.

Herkes eşit şartlarda doğmaz, ancak herkese eşit dağıtılan önemli bir kaynak var: ZAMAN. Bir gün herkes için 24 saattir. Bu 24 saati nasıl kullandığınızı siz seçersiniz. Zamanınızı her gün televizyonda 1-2 saat dizi izlemek için de kullanabilirsiniz, her gün 1-2 saat spor yapmak için de. Uzun vadede, mesela 1 yılda küçük görünen bu seçimin önemli sonuçları olacaktır. Her gün sadece 1 saat koşmak sizi son derece iyi görünen, sağlıklı, enerji dolu bir insan yapar. Bedeninize bağlı olarak ruh haliniz daha olumlu olur, özgüveniniz artar, strese bağlı korku ve panik yaşamazsınız, daha az hasta olur daha çok  gülümsersiniz. İnsanlar sizin gibi birinin yanında kendilerini iyi hisseder ve bu sayede daha iyi bir iş, daha iyi bir sevgili, daha iyi bir arkadaş çevresi edinirsiniz. Her gün 1 saat spor yapanla her gün kotukta patates olup dizi izleyen iki insan arasındaki bu küçük fark onların hayatta başarılı olup olmadığını belirleyebilir.

Stephen R. Covey’in ”Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” kitabını duymuşsunuzdur. Duymadıysanız alıp okumanızı tavsiye ederim, çünkü bu kitap kişisel gelişim alanında yazılmış en etkili kitaplardan birisi. Bu kitapta etki alanı ve ilgi alanı tanımlanıyor ve etkili insanların zamanlarını nasıl kullandıkları anlatılıyor. Başarılı insanlar etki alanlarını ve ilgi alanlarını iyi biliyorlar. Zamanlarını ve enerjilerini etki alanlarındaki konular için kullanıyorlar, ilgi alanlarındaki için değil. Çizerek gösterelim:

etki alanı ve ilgi alanı
etki alanı ve ilgi alanı

Yukarıdaki resimde bir insanın hayatındaki her olguyu yazmaya çalıştım. Bu olgulardan tamamen sizin etkiniz altında olanları kırmızı dairenin içine aldım. Kontrol edemediğiniz, ama sizi doğrudan etkileyen konuları da sarı dairenin içine yerleştirdim. Mesela Suriye’deki savaş ile ilgili yapabileceğiniz birşey var mı? Yok. Kaynananızın davranışları hakkında yapabileceğiniz birşey var mı? Hayır. Eşinizin sizi aldatıp aldatmaması konusunda yapabileceğiniz birşey de yok. Ayrıca anne babanızın ayrılması, ölmesi, insanların dedikodu yapması gibi konularda yine yapabileceğiniz hiçbirşey yok. Geçmişte yaptığınız hataları da değiştiremezsiniz. Öte yandan ne yiyip içtiğiniz, spor yapıp yapmadığınız, kitap okuyup okumadığınız, iş kurup kurmamanız, para harcamak, biriktirmek, sağlıklı beslenmek, alkol-sigara-uyuşturucu kullanmak, neyi satın alıp almadığınız TAMAMEN sizin kontrolünüzde.  Başarılı insanlar zamanlarını ve tüm güçlerini etki alanları için harcar, ilgi alanları için değil.

Diyelim ki futbolu çok seviyorsunuz ve takımınızın oyunlarını hiç kaçırmıyorsunuz. Sizin her hafta 3-5 saatinizi futbol izlemek, konuşmak veya düşünmek için harcamanızın kime ne faydası var? Çok sevdiğiniz takımın futbolcuları sizin varlığınızdan bile haberdar değil. Siz onların hayatının ufacık parçası bile değilsiniz. Futbolla ilgilenmek sizi insani veya mesleki olarak da geliştirmiyor. O yüzden etkileyemediğiniz birşey için zaman ve çaba harcamak tamamen boş bir çaba ve zaman kaybı. Boşa harcadığınız bu 3-5 saat asla, ama asla geri gelmeyecek. Bu zamanı çocuklarınıza kitap okumak için harcasaydınız daha iyi bir ebeveyn olabilirdiniz. Spor yapmak için harcasaydınız saha sağlıklı olurdunuz. Başarılı insanlar spor izlemek gibi zaman kaybı işlerle meşgul olmazlar. Onlar zamanlarını ETKİ alanlarındaki uğraşlar için harcarlar: daha iyi bir eş veya daha iyi anne-baba olmak için, bilgi ve beceri edinmek için, spor yaparak sağlığına yatırım yapmak için, iş kurmak için, para konusunu öğrenerek daha başarılı yatırımcı olmak için, kısaca doğrudan kendilerine fayda sağlayan uğraşlar için kullanırlar.

Bir diğer örnek de başka insanların davranışlarıdır. Sık sık kaynanasının davranışlarından, iş arkadaşlarının yaptıklarından şikayet eden insanlar görürüz. Sanırım insanlar başkalarının davranışlarından sorumlu olduklarını sanıyorlar ve sınırlarını bilmiyorlar. Başkalarının davranışları hakkında şikayet etmek tamamen boş , yüzde yüz zaman kaybı bir uğraş. Kimsenin davranışlarını değiştiremezsiniz. Değiştirebileceğiniz tek şey başkalarının davranışları karşısında verdiğiniz tepkiler ve söylediğiniz sözlerdir.

Şimdi size DEĞİŞTİREMEYECEĞİNİZ şeylerle uğraşmanın etkisini çizeceğim

etki alanını daraltmak
etki alanını daraltmak

Futbol, başkalarının davranışları, politika, ünlülerin hayatı, diziler, instagram gibi doğrudan etkiniz olmayan konularla fazla zaman kaybetmenin sonucu yukarıdaki gibi ETKİ ALANINIZIN SINIRLANMASIDIR. Bu ne demek? Spor yapmak yerine düzenli televizyon izlerseniz uzun vadede sağlığınız bozulur, bu da etki alanınızı daraltır. Kontrolünüz olmayan şeylerle vakit geçirdiğiniz zaman kontrolünüz olanları İHMAL etmek zorunda kalırsınız, çünkü herkesin bir günde sadece 24 saati var. Boş işlerle zaman geçiren bir insanın hayatı boş ve etkisiz olur.

İnsanın etki alanı neredeyse sadece şunlarla sınırlıdır: zamanınızı nasıl kullandığınız(televizyon mu izleyeceksiniz, yoksa spor mu yapacaksınız, erken mi kalkacaksınız öğlene kadar uyuyacak mısınız…), ne yiyip içtiğiniz (alkol, sigara, uyuşturucu kullanacak mısınız, sağlıklı mı besleneceksiniz), kiminle evlendiğiniz(eş, dost, arkadaş seçimi), nerede yaşadığınız, bir işi kabul edip etmemeniz(köle olmadığınızı varsayıyorum), çevrenizdeki insanlarla nasıl konuştuğunuz, nasıl davrandığınız, paranızı nasıl harcadığınız… siz sadece bunlardan sorumlusunuz. Tüm dikkatinizi ve enerjinizi bunları iyileştirmeye çabalarsanız geri dönüşünü de mutlaka alacaksınız. Aşağıdaki gibi:

etki alanını genişletmek
etki alanını genişletmek

 

Kendini sürekli geliştiren, yenileyen, hep öğrenmeye çabalayan, spor yapan, mesleğinde ilerlemeye çabalayan insanlar etki alanlarına odaklanan insanlardır.  Onlar çok akıllı, çok güçlü olmasalar da çabaları sonucu kendilerinden daha iyi olan ama çalışmayan insanları sollarlar. Edebiyatta en çok işlenen konulardan biridir bu. Bu yaz Bulgaristan Eğridere doğumlu değerli hemşehrim Sabahattin Ali’nin ”İçimizdeki Şeytan” kitabını okudum. Hayatımda okuduğum en iyi insan tahlilleri bu kitapta. Orada Ömer başarısızlığını şöyle anlatıyor:

Zekâmı har vurup harman
savurdum ve nihayet iflas ettim…
Hiçbir şeyim kalmadı… Ben zekâyı
radyum gibi bitip tükenmez bir cevher
sanıyordum… Onun insan eliyle
yetişip gelişen bir şey olduğunu
düşünmüyordum… Adam olmak
değil, enteresan olmak; bir şey
yapmak değil, bir şey yapanlara
istihfafla bakacak bir yere çıkmak
istiyordum…

Akıllı, zeki, başarılı, zengin insanlara bakıp onların bu özelliklerine Allah vergisi yetenekler olarak bakmak bizi hep kolaya kaçmaya iter. Başarılı insanların en büyük özelliği zamanlarını etki alanlarındaki şeyleyi, yani kendilerini geliştirmek için kullanmaları.

Yapılan bir diğer hata da başarısızlığın faturasını başkalarına veya başımıza gelen kötü bir olaya çıkarmak. Başarılı insanlar hayatlarındaki olumsuzluklara bakıp kaderlerine ağlayan insanlar değildir. Çünkü hayatınız seçimlerinizin sonucudur, içinde bulunduğunuz koşulların değil.

İki düşünce şekline örnek vermek istiyorum:

Edilgen: Annem babam zengin olsaydı, hayatım daha iyi olurdu.

Etken: Daha akıllı, çalışkan, sebatli, girişken olsaydım zengin olurdum.

Edilgen: Ülke daha iyi yönetilseydi işsizlik olmazdı. O zaman iş bulabilir ve daha iyi yaşardım.

Etken: İnsanların para ödemek isteyeceği bir becerim, iyi bir iş fikrim olsaydı iş bulabilir veya iş kurabilirdim. Beceri edinmeliyim.

Etki alanınız içinde kalırsanız bana göre daha ahlaklı ve saygın bir insan da olursunuz. Bu konudan kitapta bahsedilmiyor, ancak benim gözlemlerim şöyle: Birçok insanın sınırlarını bilmeme sorunu var. İnsanlar neyin etki alanlarında neyin ilgi alanlarında olduğunu çok anlayamıyorlar.

Hemen örnek vereyim. Evli, ama çocuğu olmayan bir arkadaşım var. Adına Ayşe diyelim. Ayşe’ye arkadaşları ve aile çevresi sürekli neden çocuk yapmadıklarını soruyor. Ayşe dıdının dıdısı insanlara neden çocuk yapmadığını açıklamaktan bıkmış. Bu insanların sınırlarını bilmediğini gösteriyor bana. İnsanlar belirli bir samimiyete dayanarak, başkalarının özelini sorgulama hakkını bulabiliyor kendilerinde. ”Neden çocuk yapmıyorsunuz?” diye soran bir arkadaşınız boş işlerle uğraşan gereksiz bir insandır. Sizin çocuk sahibi olup olmamanız onu belli derecede ilgilendirse de bu konu asla onun ETKİ ALANINA girmez. O akıllı bir insan olsaydı bunu biliyor olurdu ve böyle gereksiz bir muhabbete girmezdi. Ben olsam sanırım şöyle cevap verirdim: ”Neden bilmek istiyorsun?”. Bu soru densizlik yapan bir insanı kendine getirir diye düşünüyorum. Başkasının çocuğu onun ilgi alanı olabilir ama etki alanı asla değildir.